Arkadaşımız Senem Gök emeklilikle yeni bir hayata adım atarken
Geçen akşam üzeri telefonla beni aradığında, “Merak etme yazımı biraz sonra gönderiyorum” demeye kalkmadan, “Onun için aramadım. Veda için aradım” deyince şaşkına dönmüş, şoke olmuştum. Aytuğ Türkkan arkadaşımızın da deyişiyle Senem Gök, KIBRIS Gazetesi’nin demirbaşlarındandı.
Onsuz olmazdı. Muhabir olarak adım attığı gazetede Haber Müdürü olarak uzun bir süre görevini severek sürdürdü.
Mehmet Ali Akpınar’dan başlayarak, Süleyman Ergüçlü, Başaran Düzgün, Reşat Akar, Özer Kanlı, Ali Baturay ve Mete Tümerkan ile çalıştı, gemiyi yüzdürebilmek için büyük fedakarlıklar gösterdi. En yakın mesai arkadaşlarından Ergül Ernur’un da vedasıyla yazı işlerini tek başına üstlenmek durumunda kaldı.
Bir ara toplu kopmalar yaşanırken, özellikle Baturay ve Ergül’ün bir ekip olarak ayrılmalarıyla zor günler yaşandı. O süreçte koskoca salon tenhalaşmış, kalanların kafalarında nice soru işaretleri yer almıştı. ‘Gidelim mi, kalalım mı’ diye düşünceler hakimdi.
Böyle bir ortamda gemiyi yüzdürebilmek kolay mıydı? O günleri yaşayanlardanım. Ancak bir gerçeği de vurgulamadan edemem. Sezar’ın hakkı Sezar’a. Hasan Hastürer’in hakkını........
