Okurlardan teşekkürlerimle
Dr. Bülent Dizdarlı: “Tarihe not düşmek adına yazıyorum. K.K.T.C. sağlık sisteminin baştan yaratılması için beş yasaya ihtiyaç duyulduğunu ilk ortaya atan, ki birincisi Genel Sağlık Sigortası Yasa’sı dır, 1998 yılında Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği Başkanı olan Dr Mustafa Hami’dir. Kendisi Almanya’da edindiği deneyimle bunu ortaya atarken önce yönetim kurulundaki arkadaşlarını sonra da meslektaşlarını ikna etmiştir. Nitekim 2000 yılında Dr. Gülsen Bozkurt döneminde yapılan Master Plan çalışmalarında tereddütsüz kabul edilen olmazsa olmazların başında gelmiştir. Aynı çalışmaya katkı koyan W.H.O. (Dünya Sağlık Örgütü)’ya mensup hekimlerin de katkısı ile bize ve zamana uygun çalışma da tamamlanmıştır. Ne yazık ki o zamandan bu zamana atılan tüm adımlar iş oladır. Ve yine maalesef o zamanlar Genel Sağlık Sigortası hakkında hiç bir eylemi olmayan Türkiye ve Güney Kıbrıs, bu çalışmaları alıp kullanıp uygulamaya koymuştur. Güney, yüz ölçümünün ve küçük nüfusunun verdiği avantajları kullanarak kurduğu sistemle Avrupa’da örnek gösterilmektedir. Biz ise temelini 26 yıl evvel attığımız sisteme tek tuğla koymadık, tek çivi de çakmadık Meselenin geçmişi budur…” * Julia Aslan: “Çok ilginç bir matriks ya da paradoks var bu İran savaşında… Epstein adasındaki ayinler nesi? Oval ofisteki ayinler de nesi? Çok daha ilginci nedir, biliyor musunuz? Molla rejiminden rahatsız olanlar, İsrail ve ABD orantısız saldırılarını haklı buluyorlar… Çok çok ilginç… Yine bugün gördüm, bazı tanıdıklar çok ateşli bir şekilde bu saldırıları onayladıklarını ya da bu saldırılardan hoşlandıklarını söylüyorlardı… Özellikle, emperyalizm ile yani yine emperyalizmin getirdiği molla ya da tek adam rejimi, ya da devrim muhafızları rejimi arasında kalan halk da bıçak sırtında… Kimi İran toplumları emperyalizmi tercih eder duruma gelmişler… İşte istenen de buydu zaten… ‘Bahar’ palavrasına kanan tıpkı başka ülkelerdeki gibi… Gerçekten çok acayip bir durum…” * Hilmi Öztemiz: “ABD, İran savaşını başlatmadan önce, Rusya ile Ukrayna’yı savaşa sokmuş, Rusya’yı zayıflatarak ve meşgul ederek, birlikte hareket ettiği ülkelere yardım edemez duruma getirmiştir… Venezuela Çinin en önemli petrol tedarikçisiydi… Venezuela’yı, Maduro’yu iktidardan indirerek yerine kukla yöneticileri getirmek suretiyle, Çin’in enerji tedarikçilerinden birini devre dışı bırakmıştır… Çin’i, İran’a veya kendi hükmettiği Venezuela petrolüne mahkûm etmiştir… Ancak arkasından İran’ı da vurarak, sadece kendisinin hükmettiği Venezuela petrolüne mahkûm etmiştir. Böylece Venezuela petrolüne muhtaç olan Çin’i birlikte hareket ettiği, İran dahil, ülkelere yardım etme konusunda petrol baskısıyla kendi kontrolüne almıştır. Bu yüzdendir ki ne Rusya ne Çin İran’a yardım elini yeterli düzeyde ve aleni olarak uzatamamıştır. Böylece, ABD enerji kaynaklarını da kontrolü altına alarak, ticaret savaşlarında iki önemli rakibine karşı avantaj sağlamıştır. Bunun yanında kendisinin ve İsrail’in Orta Doğu’daki hedeflerine de katkı sağlamıştır…” * Şener Sözer: “Haçlı ruhu hiç bitmemiştir… Değişen, 57 İslam Ülkesinin, başta Araplar, nerdeyse tümünün, Lawrence’in enikleri olmayı içlerine sindirip, Emperyalist uşağı zavallılar durumuna düşmeleridir. Allah’a şükür, Mustafa Kemal Atatürk gibi bir dahi çıkmış ve laik, demokratik, sosyal bir hukuk fevleti olan Türkiye Cumhuriyeti’ni kurmuştur… Milletimiz hâlâ o ruhla saldırgan emperyalizme dik durabilmeyi başarmıştır. Günümüzde aynen bizim gibi, binlerce yıllık bir Devlet tecrübesine sahip İran’ın, Türkiye’mizden farkı yoktur. Tek eksikleri, despot yobaz yönetiminden kendilerini kurtaracak bir Atatürk çıkaramamalarıdır. Allah yardımcıları olsun…” * Ahmet Cemal Polat: “İnsanlık medeniyet tarihine bir göz attığımız zaman hemen hemen her tabloda ayni grafiği görüyoruz… Örneğin; Sümer, Mısır, Roma, Yunan medeniyetleri, daha sonra Osmanlı, Büyük Britanya medeniyetleri gibi… Önce yükselmişler, sonra da gerilemişler ve ortadan kalkmışlardır. Şimdi yine aynı aynı değişmez serüveni yaşıyoruz. Birileri ortadan kalkarken, birileri de ortaya çıkıp yükselecektir, ta dönemini tamamlayıncaya dek…” * İbrahim Erkan Manavoğlu: “BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs özel temsilcisi ve BM Barış Gücü Misyon Şefi Kassim Diagne Kıbrıs Türk halkının siyasal felaketi olan 4 Mart 1964 tarihli ve 186 numaralı BM Güvenlik Konseyi kararının yıldönümünde yaptığı açıklamada “Birleşmiş Milletler olarak 62 yıldır Kıbrıs’ta barışı korumayı başardık” dedi… 1964-1974 arasında BM olarak sadece gözlemci olarak görev yaptılar. Hiçbir Rum saldırısını önlemediler. Ne zaman Rum Türk’e saldırmışsa, hemen aradan çekildiler. Rumların şartlarını bize bildirmekle yetindiler. Yaptıkları iş buydu sadece!..” * Ahmet Şener Gökalp: “Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde 4 Mart 1964 tarihli ve 186 numaralı ‘GEÇİÇİ’ olarak alınan kararı tekrardan gözden geçirilme talebimizi ısrarla öne sürmeliyiz… Kıbrıs Cumhuriyeti’nin siyasi eşit toplumu olarak anayasal ortaklığımızı derhal talep etmeliyiz… Bakalım ağalar bu talebe yasal nasıl bir açıklama yapabilecekler. BM yetkilileri ‘tarafsız’ olduklarını söylerler, ama uygulamada tam tersini yaparlar…”
