menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Sanal kumar insanı, insanlıktan çıkar

1 0
previous day

Bir insanı çürüten şey her zaman amansız bir hastalık ya da görünür bir düşman değildir. Bazen zararsız gibi görünen bir ekran ışığıdır. Bazen gecenin sessizliğinde elinizin altındaki telefondur. Bazen de “bir el daha” diye başlayan, ama fark etmeden kimliğinizi, onurunuzu, paranızı ve huzurunuzu kemiren, sessiz bir bataklığa çeken o görünmez tuzaktır: Sanal kumar.

Sanal kumar, insanı bir anda çarpmaz. Önce okşar. Önce umut verir. “Kazanabilirsin” der. “Bir kere dene” der. Sonra o umut, insanın ensesine yapışır. İşte o an başlar insanlıktan çıkış. Bir bağımlılık olmasına ilaveten, aynı zamanda gözümüzün önünde yaşanan toplumsal bir yıkımın adıdır.

PARASAL ÇÖKÜŞ SÜRECİ: 

BORÇ, KREDİ VE KREDİ KARTLARININ BOŞALMASI

Sanal kumarın ilk darbesi cebinize değil, aklınıza gelir. “Bu yatırdığım son para” cümlesi, bağımlılığın giriş kapısıdır. İlk küçük kayıp, telafi edilebilir gibi görünür. “Bir daha oynarım, çıkarırım.” İşte o düşünce, insanı mali uçuruma sürükleyen ilk adımdır.

Başta küçük sayılabilecek miktarlar gider. 200 lira. 500 lira. “Zaten aylık harcamam kadar” denir. Ama kayıp büyüdükçe, insanın içindeki panik de büyür. Bu panik, sağlıklı işleyen mantığı hızla öldürür.

Kredi kartı limiti sonuna kadar kullanılır. Asgari ödeme yapılır, kalan borç faize bırakılır. Sonra ikinci kart devreye girer. Yetmez. Bankadan ihtiyaç kredisi çekilir. “Borçları kapatacağım” diye çekilen kredi, birkaç saat içinde bir bahis sitesinin sanal kasasında buhar olur.

Daha da kötüsü: Sanal kumar oynayan kişi, kaybettikçe daha çok oynar. Çünkü kaybı kabul etmek, gerçeği kabul etmektir. Kabullenebilse zaten bağımlılığı aşma için ilk adımı da atmış olacaktır. Oysa, bağımlı beyin gerçeği asla kabul etmez. “Bir büyük vurgunla hepsi düzelecek” masalına sarılır. Böylece kumar ağının içerisine iyice dolanır. Düğüm olur.

Bu masalın sonu hep aynıdır:

Üst üste binmiş faizler.

Bankadan gelen aramalar.

Bir insanın aylarca hatta yıllarca binbir emek çalışarak kazandığı para, bir gecede sıfırlanır. Ama mesele para değildir sadece. Mesele, emeğin hiçe sayılmasıdır. Mesele, insanın kendi alın terini kendi eliyle çöpe atmasıdır.

Sanal kumar, insanı önce borçlu yapar. Sonra da çaresiz.

TOPLUMDA SAYGINLIĞIN DÜŞMESİ AŞAMASI: 

İTİBARIN YERLE BİR OLMASI

Bir insanı ayakta tutan şey sadece maaşı değildir. Onu ayakta tutan, çevresinin gözündeki yeridir. Güvenilirliği, sözü, duruşudur. Aidiyet duygusudur.

Sanal kumar bu değerleri tek tek söker, atar.

Borç alan ama geri ödeyemeyen biri, bir süre sonra telefonlara cevap veremez hale gelir. Arkadaş ortamından çekilir. Aile toplantılarında sessizleşir. Çünkü gözlerin üzerinde olduğunu hisseder. “Yine para isteyecek mi?” bakışlarını hayal eder.

Daha ağır olanı ise insan, kendine olan saygısını kaybeder.

“Param kartta kaldı.”

“Beklediğim ödeme yatmadı.”

Oysa gerçek basittir: Para kumarda kaybedilmiştir.

Sanal kumar bağımlısı, bir süre sonra çift hayat yaşar. Gündüz normal bir çalışan, bir ebeveyn, bir eş gibi görünür. Gece ise ekran başında kaybettikçe eriyen bir gölgeye dönüşür.

İtibar sessizce düşer. Önce en yakınlar fark eder. Sonra iş arkadaşları. Sonra herkes.

Toplum güven üzerine kuruludur. Kumar ise güveni içten içe kemiren bir kurt gibidir. İnsan güvenilmez olduğunda, yalnızlaşır. Yalnızlaştıkça daha çok kumara sarılır. Bu bir kısır döngüdür.Bu döngü bir şekilde kırılmazsa, insan sosyal olarak yok olur. Çünkü önceden ait olduğu hiçbir role artık sahip değildir, sessizce dışarı atılmıştır.

PSİKOLOJİK ÇÖKÜŞ AŞAMASI: 

ANKSİYETE, DEPRESYON VE KİMLİK EROZYONU

Sanal kumar sadece cebi boşaltmaz. Beyni de yakar.

Kayıp yaşayan bir insanın beyninde stres hormonu artar. Kalp çarpıntısı başlar. Uyku kaçar. Gece üçte yatakta tavana bakarken tek bir düşünce döner durur: “Nasıl kurtulacağım?”

Bağımlılık, dopamin sistemini ele geçirir. Küçük bir kazanç, beyinde dev bir ödül etkisi yaratır. Ama kayıp daha güçlüdür. Kayıp, telafi dürtüsünü tetikler. Bu dürtü aklı susturur.

Bir süre sonra kişi kendine yabancılaşır. Aynaya bakar ve tanıyamaz. “Ben ne hale geldim?” sorusu, insanın ruhunu kemiren bir çığlığa dönüşür.

Depresyon kapıyı çalar. Çünkü kayıp sadece para değildir. Kaybedilen, kontrol hissidir. İnsan, kontrolü kaybettiğini fark ettiğinde içsel bir çöküş yaşar.

En tehlikelisi de yaşadığı umutsuzluk derinleştiğinde, insan karanlık düşüncelerle baş başa kalır: 

Sanal kumar bir oyun değildir. Bu, ruh sağlığını paramparça eden, gittikçe etrafını kuşatıp benliğini içeri çekip yutan bir girdaptır.

AİLELERİN YIKIMI: SESSİZ ÇIĞLIKLAR

Bir bağımlı asla tek başına batmaz. Onunla birlikte ailesi de sürüklenir.

Eşler güven kaybı yaşar.

Çocuklar huzursuzluğu hisseder.

Evdeki atmosfer değişir.

Maddi sıkıntılar arttıkça tartışmalar büyür. Bir evin içinde sürekli gerginlik varsa, orada sevgi bile nefes alamaz.

Sanal kumar bağımlısı çoğu zaman “Ben hallederim” der. Ama halledemez. Çünkü sorun irade meselesi olmaktan çıkmıştır. Bu bir bağımlılıktır.

Çocuklar babasının ya da annesinin sinirli halini görür. Telefonu elinden düşürmeyen bir ebeveyni izler. Sürekli para konuşulan bir evde büyüyen bir çocuk da zaman içinde güven duygusunu yitirir.

Bir ev yıkıldığında sadece iki insan ayrılmaz. Gelecek de parçalanır.

KOLAY ERİŞİM, KOLAY YIKIM

Eskiden kumar oynamak için bir mekâna gitmek gerekirdi. Bir masa, bir ortam, bir fiziksel alan vardı. “Etraftan biri görür de tanır mı?” endişesi vardı. 

Şimdi ise kumar cebimizde.

Kimse görmüyor sanıyorsunuz.

Ama sistem sizi görüyor. Sizi analiz ediyor. Ne zaman kaybettiğinizi, ne zaman daha çok yatırdığınızı, ne zaman pes etmeye yaklaştığınızı biliyor. Tam o kritik anda, “Artık vazgeçmeliyim” dediğinizde size “bonus” veriyor. “Bedava çevrim” sunuyor. “Kayıp iadesi” mesajı atıyor.

Bu, rastlantı değildir. Bu, ince ince tasarlanmış bir bağımlılık düzenidir.

Sanal kumar şirketleri sizin kaybetmenizle kazanır. Siz ne kadar kaybederseniz, onlar o kadar büyür. Bu denklemde kazanan taraf hiçbir şartta siz değilsiniz.

Ama bağımlı beyin bunu kabul etmez. Çünkü umut, mantıktan daha güçlüdür.

İNSANLIKTAN ÇIKIŞ AŞAMASI: 

İnsanlıktan çıkmak ne demektir?

Değerlerini unutmak demektir.

Sevdiklerini ikinci plana atmak demektir.

Gerçeği inkâr etmek demektir. Yalnızca kendini referans almak demektir.

Sanal kumar bağımlısı bir süre sonra bir tek şeye odaklanır: Bir sonraki oyun. Hayatın diğer alanları silikleşir. İş performansı düşer. Sosyal ilişkileri zayıflar. Kişisel bakımı bile ihmal etmeye başlar.

İnsanı insan yapan şeyleri kaybetmeye başlar: Sorumluluk, empati, dürüstlük.

Bir insan borç batağındayken bile oynuyorsa, orada artık rasyonel bir karar mekanizması yoktur. Orada bariz bir bağımlılık vardır.

Ne tür bir bağımlılık olursa olsun, insanın iradesini er veya geç mutlaka rehin alır.

Evet, var. Ama kolay değil.

İlk adım inkârı bırakmaktır. 

“Ben bağımlı değilim” cümlesi, bataklığın en derin yeridir. Gerçekle yüzleşmek can yakar ama iyileşmenin tek yolu da bu kabul ediştir.

Borç yapılandırması yapılabilir. Profesyonel destek alınabilir. Psikolojik terapi, destek grupları, aile desteği devreye girebilir.

Ama en önemlisi, bağımlı kişi utançla susmak ve içine kapanmak yerine konuşmalıdır.

Sanal kumar bağımlılığı sanıldığı gibi bir ahlaksızlık değil, bir ruh sağlığı sorunudur. Ama tedavi edilmezse ahlaki ve sosyal yıkıma elbette yol açar.

Sanal kumar, masum bir eğlence değildir. Bu, insanın emeğini, ruhunu, ailesini ve itibarını hedef alan bir kirli sistemdir.

Bir insanın kredi kartı ekstresine bakıp terlediği, telefon çaldığında irkildiği, aynaya baktığında utandığı bir düzen asla masum değildir.

Bu yazı size sert tonda geldiyse hayatın kendi şartları daha sert olduğu içindir.

Sanal kumar, insanı bir gecede bitirmez. Yavaş yavaş emer, sömürür. Sessizce ve yavaşça çalar. Geriye posası çıkmış; borçlu, yorgun, yalnız bir beden bırakır.

Eğer birileri hâlâ “abartıyorsun” diyorsa, bir bağımlının bir gecesini izlesin. Sabaha karşı çöken o yüzü görsün. O titreyen parmakları görsün. O “son kez” yalanını duysun.

Sanal kumar insanı, insanlıktan çıkar.

Bunu yaparken size umut sattığını fısıldayarak söyler.


© Kayseri Gür Haber