menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Savaş ve Kadın Emeği (I): Savaş Bitti, Bakım Eve Döndü

8 0
17.10.2026

Savaş ve Kadın Emeği (I): Savaş Bitti, Bakım Eve Döndü

Savaşta erkeklerin boşalttığı işleri kadınlar doldurdu, devlet de kreş açtı. Peki savaş bitince ne oldu? İngiltere, ABD ve Sovyetler Birliği’ne bakarak kadın emeğinin kısmen kalıcı olduğunu ama kamusal bakımın geri alındığını tartışıyorum. Savaş kadınları değil, bakımı eve gönderdi.

Geçen günlerde BBC’de yayımlanmış bir haber oldukça ilgimi çekti. Allan Little adlı bir gazetecinin yaptığı “War may be coming. Are we psychologically ready?” başlıklı bu haber aslında bir ekonomi haberi değildi. Ancak BBC gibi ana akım medyanın odağı olan bir gazetede İngiltere’nin savaş psikolojisine hazır olup olmadığının tartışılması dikkatimi çekti. Bu haber ve üzerine bir arkadaşımla yaptığım sohbet beni şu soruyu düşünmeye yöneltti: Savaş artık bu kadar yoğun biçimde gündemdeyken, kadınlar savaşlardan nasıl etkilendi ve gelecekte nasıl etkilenebilir? Bu nedenle ilk olarak bu yazımda geçmişte savaştan kadınlar nasıl etkilendi konusunu ele alacağım. Diğer yazılarda ise Türkiye özelinde neler yaşandı ve bir sonrakinde yakın zamanda veya güncel olarak yaşanan savaşlarda kadınlar nasıl bir konumda ve nasıl etkilenebilirler bunu tartışmaya çalışacağım.

Savaş ve kadın emeği dendiğinde aslında bir hikaye canlanabilir kafamızda. Geçmişte savaş döneminde cepheye giden erkeklerin istihdamda yarattığı boşlukları birileri doldurmalıydı ve bu da kadınların üzerine kalmaktaydı. Bu hikayede de bu boşlukları dönemsel olarak dolduran kadınlar savaş bittikten sonra da erkekler geri geldiklerinde tekrardan eve gönderilmekteydi. Başlangıçta bunu konuşmayı düşünüyordum ancak sonrasında daha önceki yazdığım yazılarla da bağlantılı olarak daha derin bir mesele kendini gösterdi: bakım emeği bu dönemlerde nasıldı? Aslında kadınlar savaşlardan sonra tam olarak istihdamdan çekilmedi, çalışmaya devam eden bir kesim de vardı. Fakat asıl geri alınan bir şey vardı ki bu da devletin savaş sırasında üstlendiği bakım sorumluluğuydu. Örneğin İngiltere’de evli kadınları fabrikalara çekebilmek için devlet finansmanıyla “savaş kreşleri” açıldı, ABD’de ise federal hükümet binlerce kreşi finanse etti. Yani çocuklara kimin bakacağı sorusu savaş boyunca yalnızca ailenin değil, devletin de sorusu haline geldi. Savaş bittiğinde ise bu kreşlerin çoğu kapatıldı ve bu soru yeniden eve, kadınların omzuna bırakıldı. Yani aslında savaşın geçici kıldığı şey kadın emeği değil bakımın kamusallaşmasıydı. Bakım, sermayenin ihtiyaçlarına göre devletin üstlenebildiği ve karşılayabildiği bir sorumlulukken gerek kalmadığında direkt olarak göz ardı ettiği bir mesele.

İngiltere’de ne oldu?

İlk olarak İngiltere’den başlayalım. Birinci Dünya Savaşı döneminde İngiltere’de milyonlarca erkek cepheye gönderildi. Erkeklerin cepheye gitmesinden sonra ise fabrikalar da boşalmış oldu. Bu açığı kapatmak amacıyla “dilution” (seyreltme, sulandırma) denilen bir yöntem uygulandı. Bu yönteme göre aslında vasıflı erkek işçilerin işleri vasıfsız erkek işçiler ve kadınlar arasında paylaştırıldı. Cephane fabrikaları artık kadınlar için ciddi istihdam sağlayan yerler haline gelmişti. Ancak bu sistemin başlangıcında önemli bir koşul vardı. Sendikalar bu “dilution” sistemini savaş bitiminde eski düzenin geri geleceği sözüyle kabul etmişti. Yani savaş bitiminde geri dönen erkekler eski işlerini geri alacak ve kadınlar da tekrardan evlere dönecekti. 1919’da çıkarılan “Restoration of Pre-War Practices Act” (Savaş Öncesi Uygulamaları Restorasyonu Yasası) bunu yerine getirdi ve kadınlar savaş boyunca çalıştığı işlerden ya çıkarıldı ya da daha alt pozisyonlara itildi. Evde bakımın devamlılığının sürmesi için kadının evde olması gerekiyordu. Bakım bu dönem kamusallaşmadığı için de bazı kadınlar eve geri gitmek durumunda kaldı, bazıları da daha alt pozisyonlarda istihdamda kalmaya devam etti ve bakım yükü her koşulda yine kadına yüklendi.

İkinci Dünya Savaşı dönemine baktığımızda ise bu dönemde İngiltere bir adım daha ileri gitti. 1941’de çıkarılan İkinci Ulusal Hizmet Yasası (The Second National Service Act) 20-30 yaş arası bekar kadınlar ve çocuksuz eşini kaybetmiş kadınlar ilk kez zorunlu olarak savaşa çağrılabilir hale geldi. Çocuklu anneler bundan muaftı. Devlet kadın emeğine her yerde ihtiyaç duyuyordu ancak bakım yükü bazı yerlerde buna engel oluyordu. Devlet ise burada kadınları bakım yükünden kurtarmak yerine evli ve çocuklu kadınları bundan dışarıda bırakmayı seçmişti. Savaşın ilerlemesiyle birlikte insan ihtiyacından dolayı evli ve çocuklu kadınlara da ihtiyaç duyuldu. Bu ihtiyaçla birlikte çocuklara kimin bakacağı sorusu gündeme geldi. Bu soruna çözüm, dönemin çalışma bakanı Ernest Bevin evli kadınlar işe alınmadan önce kreşlerin kurulmasını istemesiyle oldu. Savaş boyunca devlet finansmanıyla birçok “savaş kreşi” açıldı. Yani bakım yükü kamusallaşmak zorunda........

© Katman Portal