Çocuklarla Ne Yapmalı? (I)
Çocuklarla Ne Yapmalı? (I)
“İyi beslenmiş, sağlıklı bir çocuk, bir yaşına geldiğinde, son derece lezzetli, besleyici ve faydalı bir yiyecektir… ” Bir çocuğun değeri nasıl ölçülür? Jonathan Swift’in Mütevazı Bir Öneri’sinden bugüne, çocukların ve nüfusun siyasal iktisatta nasıl bir muhasebe kalemine dönüştürüldüğünü tartışan bir yazı dizisi.
“İyi beslenmiş, sağlıklı bir çocuk, bir yaşına geldiğinde, son derece lezzetli, besleyici ve faydalı bir yiyecektir…”[1]— Jonathan Swift, Mütevazi Bir Öneri (1729)
Birçoğumuzun Gulliver’in Gezileri (1726) ile tanıdığı Jonathan Swift, 1729 tarihli Yoksul İnsanların Çocuklarının Ailelerine ya da Ülkelerine Yük Olmasını Önlemek ve Onları Kamuya Faydalı Hale Getirmek İçin Mütevazı Bir Öneri başlıklı metninde İrlanda’daki yoksulların çocuklarını zenginlere yiyecek olarak satarak yoksulluktan kurtulmalarını önerir. Hiciv yazınının en keskin örneklerinden biri olarak kabul edilen bu eserde Swift bir yaşındaki bir çocuğun bakımının kaça mal olacağını, bir yemek olarak sunulduğunda kaç kişiyi doyurabileceğini, çocukların ‘et’ olarak piyasaya sürülmesinin ailelerinin ve ülkenin ekonomisine nasıl faydalı olacağını ayrıntılı hesaplara girişerek anlatır.[2]
Bu grotesk anlatıyla Swift’in amacı yalnızca doğduğu ve hayatının önemli yıllarını geçirdiği İrlanda’daki yoksulluk ve sefaleti gözler önüne sermek değil, çocukların ve yoksulların istatistiki ve iktisadi bir kategoriye indirgenmiş olduğu bir siyasal iktisat anlayışını eleştirmektir.[3] Eğer dönemin merkantilist yazınında sıkça ele alındığı gibi yoksulların çocukları (ve burada özellikle İrlandalıların ‘fazla’ doğurganlığı ima edilir) çalışmadıkları sürece bir ‘yük’ olarak görülüyorsa, o zaman onu kamuya faydalı bir metaya dönüştürme fikri çağın kendi mantığının karanlık bir karikatürü olarak tezahür eder.
Ne politik iktisat tarihinde ne de modern iktisatta çocukların kamusal bir fayda-maliyet yaklaşımı çerçevesinde ele alınması istisnai değildir. Ancak bu muhasebenin nasıl kurgulanacağı da, ahlaki açıdan ne derece kabul edilebilir olduğu da konunun hangi toplumsal ve ideolojik bağlamda ele alındığıyla şekillenir. Bu yazı dizisinde, iktisadi ve siyasi düşünce tarihinde çocukların yerini, buna bağlı olarak doğurganlık, bakım emeği ve ‘hanehalkı iktisadı’ üzerine geliştirilen farklı yaklaşımları ele alacağım. Şüphesiz bu tür bir değerlendirmenin güncel bir boyutu da var: “Türkiye yüzyılının mesleki eğitim modeli” olarak sunulan MESEM kapsamında çocuk emeğinin nasıl tanımlandığı ve hangi söylemlerle meşrulaştırıldığı sorusu, bu uzun düşünsel hattın bugüne uzanan bir parçasıdır. Bu ilk yazıda Swift’in hicvinin ortaya çıktığı bağlam içinde, 17. ve 18. yüzyıl Avrupa’sında nüfus hakkındaki tartışmaların nasıl bir siyasal proje olarak şekillendiğini ele alacağım. Devamındaki yazılarda ise erken modern dönemden sanayi devrimine nüfus, doğurganlık ve yoksulluk tartışmaları bağlamında çocukların nasıl bir maliyet-fayda çerçevesinden ele alındığını sunacağım. Dizinin son yazısında ise tarihsel tartışmayı günümüze taşıyarak çocuk işçiliği ve çocuk hakları meselesini ele alacağım.
“People are the riches of a nation”: Bir ulusun zenginliği, insan sayısı ile ölçülür
17. ve 18. yüzyıl Avrupa’sının siyasal iktisat yazınında nüfus, yalnızca demografik bir büyüklük değil, doğrudan ulusların siyasal gücüyle ilişkilendirilen stratejik bir kapasite olarak ele alınmaya başlar. Daha fazla insan, daha fazla asker ve daha fazla vergi mükellefi demektir. Bununla birlikte kalabalık bir nüfusun üretim ve ulusal zenginlik açısından da gerekli olduğu fikri öne çıkmaya başlar (Heckscher, 1935; Magnusson, 1994). Bu fikirlerle birlikte nüfusun sayılması, ölüm ve doğurganlığın hesaplanmasının da bir bilimsel uğraş olarak ortaya çıktığını görürüz.
Bu yaklaşımın en erken örneklerinden biri John Graunt’ta görülür. Demografi ve epidemiyoloji alanının kurucularından sayılan Graunt, 1662 tarihli Doğal ve Siyasal Gözlemler (Natural and Political Observations Mentioned in a Following Index, and Made upon the Bills of Mortality) adlı eseriyle nüfusun sayısal analizine dayalı yeni bir bilgi rejiminin temellerini atmıştır. Londra Ölüm Cetvelleri (Bills of Mortality) üzerine yaptığı sistematik inceleme ile tahmine dayalı varsayımların yerine dikkatle hesaplanmış nüfus büyüklükleri, erkek–kadın oranları ve ölüm örüntülerine ilişkin tutarlı veriler ortaya koymuştur (Graunt, 1662). Kırdan kente göçün boyutlarını nicel olarak göstermiş ve kentlerdeki yüksek ölüm oranlarını fark ederek daha sonra “kentsel ölüm dezavantajı” (urban penalty) olarak adlandırılacak olguyu tanımlamıştır. Andrea Rusnock’un (2002) işaret ettiği gibi, bu çalışma nüfusun ölçülebilir, karşılaştırılabilir ve siyasal karar alma süreçlerine dahil edilebilir bir kategoriye dönüşmesinde belirleyici olmuştur.
Graunt’ın açtığı bu hattaki çalışmalar William Petty’de daha sistematik ve teorik bir çerçeveye kavuşur. İktisadi düşünce tarihi yazınında Smith öncesi dönemin en önemli figürlerinden biri olarak değerlendirilen Petty, iktisadi olguları ölçülebilir değişkenlere dönüştürme çabasıyla öne çıkar (Magnusson, 1994). The Political Anatomy of Ireland (1672) ve Political Arithmetick (1690) adlı eserlerinde nüfus, üretim ve geliri sayısal tahminlerle analiz etmiş; özellikle İrlanda’nın nüfusuna ilişkin 1641, 1652 ve 1672 yıllarına dair ayrıntılı hesaplamalar sunmuştur (Petty, 1672; 1690). Petty’nin “insanın az olması gerçek yoksulluktur” (fewness of people is real poverty) ifadesi, nüfusu ekonomik kapasitenin asli göstergesi olarak gördüğünü açıkça ortaya koyar.
Petty’nin çalışmaları yalnız istatistiki çalışmalar değildi. Cromwell’in İrlanda müdahalesi sonrasında gerçekleştirilen ve toprak mülkiyetinin yeniden dağıtımına temel teşkil eden Down Survey’in yürütülmesinde aktif rol almış; nüfus ve toprak ölçümünü doğrudan yönetim pratiğinin bir parçası haline getirmiştir (Barnard, 1975). Böylece “politik aritmetik” kolonyal idarenin teknik aracı olmuştur. Bu bağlamda Swift’in istatistiksel üslubu özel bir anlam kazanır. Wittkowsky’nin (1943) belirttiği gibi, A Modest Proposal’daki hesaplamalar politik aritmetiğin teknik dilini bilinçli biçimde ödünç alır: “İki yüz bin çift”, “yüz yirmi bin çocuk”, “elli bin pound ulusal stok artışı” gibi ifadeler, nüfusun üretim girdisi olarak hesaplandığı merkantilist rasyonalitenin ironik bir yeniden üretimidir. “Bir yaşındaki besili bir çocuk’ Swift’in annelere referansla kullandığı “damızlık yetiştiricinin” (breeder) ürünü, aynı zamanda bir maliyet kalemi........
