Nobel’in Görmediği Para: Perry Mehrling’in Ardından
Nobel’in Görmediği Para: Perry Mehrling’in Ardından
YazarAhmet Benlialper, Güney Düzçay
2008 krizinde politika yapıcılar akademik iktisattan pek yardım göremezken, söyleyecek sözü olan nadir isimlerden biriydi Perry Mehrling. Artık aramızda değil. İktisadın peçe sayıp ötesine baktığı parada dünyanın dokusunu gören bir düşünürün ve ardında açık bıraktığı kapının hikâyesi.
“Birbirine kenetlenmiş taahhütlerden oluşan bütün bu ağ, henüz görünmeyen kıyılara doğru, bilinmeyen geleceğe hep birlikte ördüğümüz bir köprü gibidir. Geleceğe dair fikirler finansal ilişkilere gömüldükçe gerçekliğe dönüşür; ancak zamanla, nakit taahhütlerinin oluşturduğu tabloda cisimleşen gerçeklik, kaçınılmaz olarak nakit akışları örüntüsünde cisimleşen gerçeklikten sapar. Geleceğe dair fikirlerimiz kaçınılmaz olarak yanlıştır — hepimiz hemfikir olduğumuzda bile, hatta özellikle hepimiz hemfikir olduğumuzda.” — Perry Mehrling (1999: 141)
“Birbirine kenetlenmiş taahhütlerden oluşan bütün bu ağ, henüz görünmeyen kıyılara doğru, bilinmeyen geleceğe hep birlikte ördüğümüz bir köprü gibidir. Geleceğe dair fikirler finansal ilişkilere gömüldükçe gerçekliğe dönüşür; ancak zamanla, nakit taahhütlerinin oluşturduğu tabloda cisimleşen gerçeklik, kaçınılmaz olarak nakit akışları örüntüsünde cisimleşen gerçeklikten sapar. Geleceğe dair fikirlerimiz kaçınılmaz olarak yanlıştır — hepimiz hemfikir olduğumuzda bile, hatta özellikle hepimiz hemfikir olduğumuzda.” — Perry Mehrling (1999: 141)
Nobel Ödülleri, Satranç ve İktisat
Dünyanın gerçekliği, Mehrling’e göre yukarıda yer alan veciz sözlerindeki gibiydi. Bu gerçeklikten soyutlanmış bir iktisadın bu dünyadaki yaşamlarımızı yönetme çabasında faydası olmayacağını, esas mücadelenin de gerçeklikle barışık analitik araçların inşası olduğunu söylüyordu (Mehrling, 2012).
İktisat dünyasının son yıllardaki “Nobel Ödülü” tercihleri de disiplinin dünyadaki gerçeklikle kurduğu tuhaf ilişkinin özeti gibi. Geçtiğimiz yıl ödülden bir parça büyüme teorisindeki katkılarıyla Peter Howitt’e giderken, bu yılın ödülleri “makroekonomik istikrarın mikroekonomik temelleri” hususundaki katkılarına binaen Yeni Keynesyen DSGE modelinin mimarlarından Michael Woodford ile tüketim Euler denklemini makroiktisadın merkezine taşıyan Robert Hall’a verildi. Perry Mehrling bu türden ironileri yakalamayı severdi: geçen yılın Nobel ödüllü iktisatçısı Peter Howitt, 2008 Küresel Finans Krizi’nin hemen eşiğinde American Economic Review’da yayımlanan ve adını doğrudan “Beyond DSGE Models: Toward an Empirically Based Macroeconomics” (DSGE Modellerinin Ötesinde: Ampirik Temelli Bir Makroiktisada Doğru) koyan kısa ve özlü bir manifestonun ortak yazarlarından biriydi; makalenin son yazarı ise Perry Mehrling’den başkası değildi (Colander, Howitt, Kirman, Leijonhufvud ve Mehrling, 2008).
Robert Solow’un “Belki de insan doğasında, konuya yabancı bir köylüyü hangi gezegende olduğunu merak ettirecek kadar bütünüyle sezgiye aykırı bir doktrini benimsemek ve savunmak konusunda derinlere kök salmış sapkın bir haz vardır“[1] sözüyle açılan bu kısa makale, genç iktisatçılara temsili ajan mikro temelleri olmadan makroiktisat yapmanın neredeyse “sapkınlık” olarak öğretildiğine dikkat çekiyordu. Oysa Pareto, Hicks ve Koopmans gibi kurucuların çoktan ortaya koyduğu üzere, standart mikro temeller tutarlı herhangi bir ampirik kanıta veya sezgisel makullük ölçütüne değil, bütünüyle içebakışa (introspection) dayanan en ad hoc (bağımsız bir gerekçesi olmadan, işe yarasın diye konmuş) varsayımlardı. Üstelik ana akım makroiktisat, bireysel davranışların toplamının o bireylerin düzgün özelliklerini miras almadığını gösteren toplulaştırma (aggregation) probleminden kaçmak için, rasyonel ve menfaatçi ajan kurgusunun üzerine bir de “temsili birey” gibi ikinci bir ad hoc varsayım ekliyordu. Bunları yazanların arasında olan Howitt 2025’te, eleştirinin hedefindeki ortodoksinin mimarları 2026’da “Nobel” aldı. Makalenin son yazarı Mehrling ise, ödüllerin açıklanmasından yalnızca bir gün sonra, bu ironiyi yorumlamaya fırsat bulamadan aramızdan ayrıldı.[2]
Mehrling’i makrocu, mikrocu, paracı, tarihçi kabilinden bir kalıba sokmak imkânsız; yine de iktisadi düşünce tarihi hem beslendiği hem de önemli figürler üzerinden kendi fikir dünyasını inşa edip aktardığı esas alanlardan biriydi. Ocak 2026’da, eski bir satranç büyük-ustası olan ve Fed, IMF ile Harvard gibi kurumların zirvelerinde görev almış Kenneth Rogoff’un otobiyografisi üzerine kaleme aldığı “Bir Büyük-ustanın Eğitimi” başlıklı yazısında da, Rogoff’u şahsi bir hedef olarak değil, “ortodoksinin cisimleşmiş hali” olarak mercek altına aldı ve ana akım akademik dünyayı “satranç dünyası” metaforuyla resmetti (Mehrling, 2026)[3]. Bu dünyada doktora okuma listelerindeki klasikler (Mundell-Fleming, Triffin, Diamond-Dybvig) herkesin ezbere bildiği “standart açılışlar”, konferanslar birer turnuva, “en iyi” dergilerde yayın yapmak ve Harvard’da kürsü sahibi olmak ise büyük-ustalık unvanıydı. Mehrling’in işaret ettiği trajedi ise bu oyunun ustalarının gerçek dünyanın karmaşıklığını ve teorinin pratikte çarptığı duvarı bizzat tecrübe etmelerine rağmen oyunu aynı şekilde oynamaya, iktisadı bir satranç gibi öğretmeye devam etmeleriydi. Rogoff, IMF’deki yıllarında gerçek dünyanın ne kadar karmakarışık olduğunu görmüş (standart modellerin en çok “bir önceki gün ne söylediğinizi hatırlamaya yaradığını” belirtmiş); gençliğinde MIT’de Kindleberger’in dersini alırken “en iyi dergilerde yayın yapmak için gereken teknik nüansları öğrenmeye gömüldüğünden” onun tarihsel araştırmalarının önemini fark edemediğini geç de olsa idrak etmişti. Finans dünyasındaki devasa dönüşümler de dikkatini çekmişti. Ne var ki, görünüşe göre bunlar teorik dünyasında hiçbir revizyon gerektirmiyor; artık “işin doğrusunu bilmesine rağmen”, öğrencilerine onları “en iyi” dergilere sokacak teknik hamleleri öğretmeyi sürdürüyordu. Sonuç itibarıyla Mehrling, iktisadın bir tür “teknik silahlanma yarışına” dönüştüğünü gözlemlerken bunun iktisadı daha mı iyi yaptığını, yoksa “politika yapıcı efendilerin kendi sebepleriyle yapmak istedikleri şeyleri rasyonalize etmenin yeni yollarını mı sunduğunu” haklı olarak sorguluyor; yazısını entelektüel vasiyeti olarak alınabilecek şu sözlerle noktalıyordu: “Gençler zekidir, yaşlılar ise bilge. Eğer yaşlılar bilgeliklerini aktarmazsa, bilgi nasıl ilerler? İktisat satranç değildir” (Mehrling, 2026).
Tedrisattan Geçirilmemiş Bir İktisatçının Yolculuğu
Perry Mehrling’in akademik satranç tahtasının tuzağına düşmeyip kendi özgün yolunu açabilmesinin sırrı, kendi deyimiyle, iktisat disiplininin gelenek ve normlarıyla ehlileştirilip yoğrulmamış olmasında yatıyordu[4]. Lisans eğitiminde iktisat okumamış; Harvard’da “Sosyal Çalışmalar” (Social Studies) programında Adam Smith’in Ulusların Zenginliği ve Karl Marx’ın Kapital’inin yanı sıra Max Weber, J.S. Mill, Durkheim, Freud ve Lévi-Strauss gibi sosyal teorinin kurucularının metinleriyle yetişmişti. 1981 baharında Keynes’in Genel Teori’sini okuyarak iktisada adım attığında, para üzerine yazılmış eserleri teknik birer modelleme egzersizi olarak değil, “iktisatçıların toplum teorisi yapma biçimi” ve dolayısıyla disiplinin bütününe en iyi giriş noktası olarak görmüştü[5]; aynı zamanda, iktisadın zayıf karnı olan para meselesi de o günden sonra onu hiç bırakmayacaktı (Mehrling, 2012)[6].
Bununla birlikte güçlü matematik altyapısı onu yüksek lisans için London School of Economics’in (LSE) Ekonometri ve Matematiksel İktisat programına yönlendirmiş; modern parasal iktisadı orada Frank Hahn’ın öğrencisi Douglas Gale’den öğrenmiştir[7]. Gale’in derslerini etrafında kurguladığı meşhur “Hahn Problemi” —Arrow-Debreu genel denge modelinde paraya hiçbir yer bulunamaması[8]— meslekten iktisatçılar için etrafından dolaşılacak teknik bir bulmaca iken, Mehrling için rota değiştirici olmuştur: Eğer parayı anlamak istiyorsanız, genel denge teorisiyle hiç başlamamalısınız; başka bir yerden başlamak zorundasınız[9].
Ama nereden? Mehrling’in doktora süreci ve 1987’de Barnard College’da (Columbia Üniversitesi) başlayan akademik kariyerinin ilk yılları, bugün iktisada yeni giren genç araştırmacılar için öğretici bir meseldir. Schumpeter’in İktisadi Analiz Tarihi’ndeki “paranın kredi teorisinin, kredinin para teorisine olası üstünlüğü” ipucundan ve H.D. Macleod’un (daha sonraki muhasebe vurgusunun kökenini oluşturan) çalışmalarından ilhamla, “Studies in the Credit Theory of Money” başlıklı tezini yazarken üç farklı yolu aynı anda denemiştir: matematiksel modelleme, ekonometrik modelleme ve iktisadi düşünce tarihi. Matematiksel iktisatta Truman Bewley’nin açtığı Walrasçı olmayan yolu takip etmiş; ekonometride ise Compustat bilanço verilerini kullanarak halka açık şirketlerin likidite pozisyonları üzerine devasa bir ampirik çalışma yürütmüştür. Ancak bu makalelerin sonuna geldiğinde vardığı dürüst sonuç şudur: “Para hakkında başladığım noktadakinden çok da fazla bir şey bilmediğimi fark ettim” (Mehrling, 2012:4).
Sadece matematik ve ekonometriyle gidilen yolun para konusunda anlamlı bir yere çıkmadığını gören Mehrling, parasal iktisadın tam olarak ne zaman yoldan çıktığını (Arrow-Debreu ile, ama muhtemelen daha önce Hicks ve Patinkin’in “parasal Walrasçılığı” ile) sorgulamış ve rotayı yoldan çıkılmadan önce henüz terk edilmemiş alternatif yollara çevirmiştir[10]. Arşivlere girip mektuplarını okuduğu Allyn Young ile başlayan kazı çalışması, onu Amerikan kurumsalcı geleneğinin bir diğer halkası olan Alvin Hansen’e ve savaş sonrası parasal iktisadı canlandıran Edward Shaw’a (bunların meyvesi ilk kitabı The Money Interest and the Public Interest, 1997 olmuştur); oradan Schumpeter’in öğrencisi Hyman Minsky’ye ve nihayet “Minsky bugün benim kadar genç olsaydı neyle boğuşurdu?” sorusunun peşinde 1970 sonrası modern finans devrimini anlamak için yedi yıl boyunca üzerine çalıştığı Fischer Black’e (Fischer Black and the Revolutionary Idea of Finance, 2005) taşımıştır[11].
Parasal iktisatta yoldan çıkılmadan önceki bu alternatif yolun özü şuydu: 1920’lerde Harvard’da Allyn Abbott Young, Columbia’da Wesley C. Mitchell ve İngiltere’de Ralph Hawtrey, parayı “iktisat biliminin etrafında kümelendiği merkez” (Mitchell, 1916) yaparak “bir iktisatçı gibi görmek yerine merkez bankacılar gibi görmeye” çalışıyorlardı[12]. II. Dünya Savaşı sonrasında ise bu gelenek tersyüz edilmiş, merkez bankacıları gibi görmeye çalışan iktisatçıların yerini, merkez bankacılarına “nasıl iktisatçı gibi göreceklerini dikte etmeye çalışan” akademisyenler almıştı (Mehrling, 2011: 56-65; 2023: 8).
Mehrling ters istikamette yürümeyi tercih etti. Marcia Stigum’un The Money Market kitabını rehber edinerek kurduğu ve daha sonra INET aracılığıyla tüm dünyaya açılan efsane “Economics of Money and Banking” dersiyle parasal tesisatı (monetary plumbing), yani paranın bankalar, para piyasaları ve merkez bankası arasında nasıl aktığını adım adım haritalandırdı[13]. “Yayınla ya da yok ol” (publish-or-perish) prensibine dayanan akademi onu yıllarca “salt bir iktisadi düşünce tarihçisinden öte görmezken”, 2008 krizi iş gücü piyasalarındaki bir arama-eşleşme arızası olarak değil, tam da küresel toptan para piyasalarının (wholesale money markets) merkez üssünde bir likidite çöküşü olarak patlak verdiğinde; 25 yılını DSGE modellerini cilalamaya harcayan iktisat mesleğinin söyleyecek hiçbir sözü yokken Mehrling başyapıtı The New Lombard Street (2011) ile sahnedeydi.
Mehrling’e göre suskunluğun temel nedeni, genel denge modelinin paraya hiç yer vermemesiydi. Kriz özünde bir para ve likidite kriziydi ve hem iktisat hem de finans bu meselelerden kararlılıkla soyutlanmıştı. Kriz öncesinde neredeyse herkes etkin piyasaların likit piyasalar olacağını, fiyat temel değerin biraz altına düştüğünde mutlaka bir alıcının ortaya çıkacağını varsayıyordu. Öyle olmadı. Kriz sırasında devletler harekete geçmek zorunda kaldı, ama iktisattan pek yardım görmeden. Mehrling’e göre ileriye giden yol, hem iktisat hem de finans için, odağın para ve likiditeye kaymasından geçiyordu (Mehrling, 2016)[14].
İktisat Bakışı ve Finans Bakışına Karşı “Para Bakışı” (Money View)
Mehrling, savaş sonrası ekonomi yazınına yön veren iki hâkim soyutlamanın, İktisat Bakışı (Economics View) ile Finans Bakışının (Finance View) karşısına Para Bakışını (Money View) yerleştirir. İktisat Bakışı, bugüne geçmişin penceresinden bakar; bugünün üretim kapasitesini geçmiş kuşakların biriktirdiği reel sermaye mallarına bağlar, bir meta üretimi ve mübadelesi dünyası görür ve parayı bu fiziksel süreçleri örten önemsiz bir “örtü/peçe” (veil) sayarak likiditeyi sonsuz ve maliyetsiz kabul eder. Finans Bakışı ise tam ters yönden, gelecekten bugüne bakar; bugünkü varlık değerlerini gelecekte gerçekleşmesi beklenen nakit akışlarının bugüne iskonto edilmiş projeksiyonu olarak okur ve sermaye varlık fiyatlama modellerinde (CAPM) likidite riskini tamamen ortadan kaldırır (Mehrling, 2011:1-11).
Hem iktisat hem de finans, peçenin ardında gizlenen “reel” şeye ulaşmak amacıyla “peçenin ötesine bakma” stratejisi izler ve faizi salt “zamanın fiyatı” olarak görür (Mehrling, 2017; 2023:4). Para Bakışı ise o peçenin bizzat kendisini, yani parayı, modern, finansal olarak küreselleşmiş ekonominin asli cevheri ve düzenleyici ilkesi olarak ele alır. Zamanlararası genel denge ve sonsuz ufuklu transversalite varsayımı[15] terk edildiğinde, temel belirsizlik (fundamental uncertainty) altındaki bir ekonominin bütünlüğünü/içsel tutarlılığını nereden aldığı sorusu gündeme gelecektir (Mehrling, 2012: 1-2, 6). Mehrling, bu soruyu Minsky’nin hayatta kalma kısıtıyla (survival constraint) yanıtlayarak, gerçeklikle barışık analitik araçların inşasına başlar. Para Bakışının beş temel sütunu şöyledir:
Ödeme Sistemi Olarak Bankacılık ve Hayatta Kalma Kısıtı: Para Bakışı dünyası, geçmiş yatırımlardan doğan nakit girişleri ile geleceğe yönelik taahhüt edilmiş nakit yükümlülüklerinin gün sonu takasında (daily clearing) buluştuğu, birbirine kenetlenmiş ödeme vaatlerinden oluşan bir dünyadır. Hyman Minsky’nin (1957) “hayatta kalma kısıtı” adını verdiği günlük takas kısıtı her gün, her dakika iş başındadır[16]. Ödeme sistemi açısından bakıldığında, herkes bir bankadır (nakit girişi, nakit çıkışı); bireyler de bankalar da kararlarını zamana yayılmış varsayımsal bütçelerine göre değil, o gün kasadan çıkmak zorunda olan paranın mevcudiyetine göre vermek zorundadır. Para piyasaları “hesaplaşma gününü” bir gün sonraya erteleme mekanizmalarıdır ve para faizi, zamanın fiyatı değil, borçlanarak hayatta kalma kısıtını gevşetmenin, yani bugün gerekli likiditenin fiyatıdır (Mehrling, 2011; 2012:5-6; 2023:3).
Para Akışı Ekonomisi: Wesley C. Mitchell’ın öğrencisi Morris Copeland’ın (1952) milli gelir (NIPA) muhasebesine ve monetarist değişim denklemine alternatif olarak geliştirdiği Fon Akım Tabloları (Flow of Funds), mikro ölçekteki takas kısıtının doğal makroekonomik karşılığıdır. “Her kullanımın bir kaynağı vardır ve her bir ajanın kullanımı başka bir ajanın kaynağıdır” ilkesiyle hareket eden bu çerçeve, saf finansal işlemleri mal ve hizmet işlemleriyle aynı düzlemde izleyerek ekonomiyi özünde finansal bir sistem olarak analiz etmeyi sağlar (Mehrling, 2012: 6-7).
Para ve Kredi Hiyerarşisi: Ana akım ders kitapları paranın hayali bir takas (barter) ekonomisinin zorluklarını aşmak için icat edilmiş bir “mübadele aracı” olduğu mitine sarılırken[17], Para Bakışı parayı borçları nihai olarak kapatan bir uzlaşma/ödeme aracı olarak tanımlar. Neyin ödeme aracı olduğu ise sistemin neresinden baktığınıza göre........
