Avrupa’dan kötü sinyaller
Avrupa’dan Türkiye için, öncelikle ekonomi için kötü sinyaller geliyor. Dünyada ekonomik havzalar yeniden şekillenirken Türkiye’nin dünyadaki yerinin ne olacağı gibi hayati derecede önemli bir jeopolitik meselesidir bu.
Türk ekonomisinin Avrupa ekonomisiyle entegrasyon grafiği kısa süreli bakıldığında fark edilmeyecek şekilde, fakat uzun vadeli bakıldığında kaygı verici tarzda iniş gösteriyor.
Kötü haberler dizisinin sonuncusu, 16 Ekim’de Fransa ile Almanya’nın Avrupa ekonomisini tanımlamada uzlaşmalarıdır. “Made in Eurupe” diye formüle edilen yeni stratejinin özü, “Ar-Ge, tasarım, mühendislik ve üretimi Avrupa’da gerçekleştiren şirketleri desteklemek”tir.
Bu aslında Çin’e karşı “korumacılık” tedbiridir. Sorun şu ki, Almanya ve Fransa İngiltere’yi içine alan, fakat Türkiye’yi dışarda bırakan bir formül gibi gözüküyor. Macron bunu “Fransa ve Avrupa’da üretilmesi” olarak tanımladı. Avrupa markalarının montajının yapıldığı ülkeleri veya Gümrük Birliği olan ülkeleri dışlamak demek bu.
EDAM Kurucu Başkanı diplomat Sinan Ülgen, dünya sanayi üretimde Çin’in payının 2025’te yüzde 35 olduğunu, bunun 2030’da yüzde 40-45’i bulabileceğini belirtiyor. Oysa Çin’in dünya tüketimindeki payı yüzde 12’dir. Fakir halk, dünyayı sarsan ekonomi!Bu dinamizme karşı Avrupa “Made in Eurupe” stratejisi ile kendi sanayiini korumayı, kendi sanayiinin rekabet gücünü artırmayı planlıyor.
Türkiye ihracatının yarısına yakın........
