Üç kuruşa satılan büyük hayallere müşteri olmak
Sürekli fakirleşen insan, bir noktadan sonra önünü göremez olur.
Bir zamanlar yürünebilir gördüğü yollar, aşılmaz yokuşlara dönüşmeye başlar.
Çalışır, çok çalışır ama yetmez.
Temel ihtiyaçlarından bile kısmaya çalışır.
Fakat ne yaparsa yapsın, hayal ettiği hayata ulaşamayacağını görür.
Yaşamayı umduğu parlak, müreffeh, huzurlu günlere giden başka bir yol arar.
Büyük “yatırım” dolandırıcılıklarına bir de buradan bakalım.
Bu tezgahları kuranlar, çok daha fazla kazanma hırsıyla, haram helal demeden, hak hukuk dinlemeden servetlerine servet katma peşindeler.
Çalışıp çabalayarak iyi bir hayata kavuşmaya dair umutlarını tüketmiş kimselerin çaresizliğini nakte çevirebileceklerini keşfetmişler.
Tuzaklarını, ekonomik olarak sıkışarak düştükleri çukurdan bir çıkış yolu arayan insanların kırılgan psikolojileri üzerine kuruyorlar.
Çok zalimce, vicdansızca ve ahlaksızca bir şey bu.
Ceplerindeki son kuruşa göz diktikleri kitlelerin, zaten iyice azalmış olan “düzgün bir hayata kavuşma” hayallerini tamamen yok etmeyi umursamıyorlar.
Bir dolandırıcı için, kendini çaresiz hisseden birini son parasını vermeye ikna etmenin en kolay yolu, ona kaybettiği hayatı tekrar kazanabileceği “inancını” satmaktır.
Bazıları, böyle bir eşikte kumara yönelir.
Küçücük bir ihtimali, büyük hayallerinin taşıyıcısı........
