menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kılavuzu algoritma olanın

21 0
27.06.2026

Yaşadıklarımızı izah etme çabasındaki düşünürlerin sık sık gönderme yaptıkları iki distopya vardır: George Orwell’in 1984’ü ve Aldous Huxley’in Cesur Yeni Dünya’sı.

Orwell’in kurgusunda bilgilere erişim, devlet baskısıyla büyük ölçüde kontrol edilir ve çoğu zaman engellenir. Kitaplar yasaklanır, düşünceler sansürlenir, insanlar gözetlenir, devlet “gerçeği” tekeline alır.

Huxley’in kurgusunda ise insanlar bilgiye ulaşamadıkları için değil, başlarından aşağı boca edilen sonsuz uyaranın içinde boğuldukları için düşünemez hale gelir; baskıyla değil, dikkat dağınıklığıyla yönetilirler.

Bugün Orwell’inkinden çok Huxley’in dünyasında yaşadığımız açık.

Tarihin hiçbir döneminde bu kadar bol ve çeşitli bilgi, bu kadar kolay erişilebilir olmadı.

Milyonlarca kitap, makale, podcast ve video, istediğimiz anda önümüze düşüyor.

Sorunumuz, bilgiye erişememek değil, zira bilgi parmaklarımızın ucunda.

Sorunumuz, neyin gerçekten değerli olduğunu ayırt edememek.

İnsan olarak kapasitemiz sınırsız değil.

İki temel kısıtımız var: Dikkat ve Zaman.

Bir insanın ömrü boyunca okuyabileceği kitap sayısı da, derinleşebileceği mesele sayısı da sınırlı.

Fakat dijital dünyada insana sanki sınırsız kapasitesi varmış gibi davranılıyor.

Sürekli önümüze yeni içerikler sürülüyor. Bir video bitmeden öteki başlıyor. Bir düşünce oluşmadan........

© Karar