Alparslan Kuytul neden hem önemli hem kıymetli bir figürdür?
Bazı bilimsel deneyler, insanların bir tür adalet hissiyle doğduklarına dair ipuçları veriyor.
Belki de dinlerin “fıtrat” dediği şeyin bir tarafı da bu: İnsan, dünyaya adalet, merhamet, diğerkâmlık duygularına yatkın olarak geliyor.
Ama insan, içinde adalet tohumu ile doğsa da o tohumu yeşertecek bir toplum düzeni kendiliğinden ortaya çıkmıyor.
Hatta bazı toplumlar o tohumu yeşertmek bir yana, kurutuyor.
Çocuk, yetişkinlerden zamanla şunu öğreniyor:
“Haksızlık yalnızca sana yapılıyorsa kötüdür. Sana yapılmıyorsa seni ilgilendirmez. Hatta haksızlık sana fayda sağlıyorsa, ona itiraz etmek aptallıktır!”
Toplum, torpili “işini halletmek” diye, nepotizmi “akrabaya sahip çıkmak” diye, rüşveti “işi hızlandırmak” diye normalleştiriyor.
Böylece insan fıtratındaki adalet duygusu, hayatın pratikleri tarafından aşındırılıyor.
Adalet duygusunun bilinç haline getirilmesi için adalet fikrinin toplumsal olarak inşa edilmesi gerekiyor.
İşte bu noktada kanaat önderleri kritik bir rol oynuyor.
Ahlaki pusulası sağlam, vicdan terazisi doğru çalışan ve hakkı savunmak adına gerekirse şahsi güvenlik ve konforlarını kaybetmeyi göze alabilen bazı liderler, insanların içlerinde hissetseler de adını koyamadıkları ahlaki sezgileri görünür hale getiriyorlar.
Tarih boyunca peygamberlerin ve bazı büyük ahlaki itiraz sahiplerinin yaptığı da buydu: İçinde........
