Öngörülemeyen riskler
Standart risk yönetimi sistemleri, risklerin önceden tanımlanmasına ve ölçülmesine dayanır.
Ancak dünyanın en gelişmiş risk yönetimi sistemi bile her duruma hazırlıklı olmayı garanti edemez.
Bazı riskler ya henüz bilinmiyordur ya da bilinse bile gerçekleşme ihtimali son derece düşük görülür. Bu sebepler, bu risklerle başa çıkmak için kaynak ve yetkinlik ayırma konusunda isteksiz davranmaları oldukça doğaldır.
Daha önce yayımlanmış bir yazımızda “siyah kuğu” metaforu ile açıkladığımız riskler bu kapsama girer.
Bazı riskleri neden fark edemeyiz?
“Öngörülemez risk” denildiğinde çoğu zaman hiçbir şekilde tahmin edilemeyen olaylar akla gelir. Oysa çoğu durumda kastedilen, mevcut bilgi, yöntem ve zihinsel çerçeveyle öngörülemeyen risklerdir.
Bu durumu birkaç başlık altında açıklayabiliriz.
1. Bilgi eksikliğinden kaynaklanan öngörülemezlik
Yeni bir teknolojinin yan etkileri, henüz düzenleme alanına girmemiş hukuki boşluklar ya da bir bölgede daha önce hiç yaşanmamış doğal afetler “bilinmeyen bilinmeyenler” olarak tanımlanır. Buradaki öngörülemezlik, verinin ve deneyimin yokluğundan kaynaklanır.
2. Nedensellik bağının zayıf olması
Nedensellik bağı geçmiş deneyimlere dayanarak kurulur. Daha önce hiç yaşanmamış ya da çok seyrek yaşanmış olaylarda ileriye dönük tahminlerde yanılgı payı yükselir. Özellikle sosyal ve psikolojik süreçlerde illiyet bağı daha da zayıftır. Örneğin kilit bir çalışanın ayrılması, ekip dengesi ve müşteri ilişkileri üzerinde beklenenden çok daha büyük etkilere yol açabilir.
3. Zihinsel körlük ve varsayımlar
Bazı riskler teorik olarak öngörülebilir olsa bile “bizde olmaz” varsayımı, geçmiş başarıların verdiği aşırı güvenle birleştiğinde riskleri görünmez kılar.
4. Bilinçli tercihlerden kaynaklanan yanılgılar:
Riskin kendisi bilinir, fakat gerçekleşme ihtimali ve potansiyel etkisi düşük varsayıldığı için önlem alınmaz.
Örneğin kur artışı varsayımsal olarak öngörüldüğü halde, P olarak gerçekleşirse........
