‘Kalbim unutma bu şiiri ya da apaçık Ahmet Telli’
Ahmet Telli ile yüz yüze 2011 Altın Portakal Şiir Ödülü’nün Nida kitabına verilmesi sebebiyle tanışmıştık. Sevgili şairim Asuman Susam hazırladığı sempozyum kitabında benim de yazmamı istemişti. Ahmet Telli bir şekilde tanıdığım çok derinlemesine okumasam bile az çok hakkında fikir sahibi olduğum bir şairdi. Söz yazıya, değerlendirmeye gelince artık daha özel okumalar yapmam gerekecekti. İlk eserinden başlayarak şiirlerini elekten geçirdim. Deneme, söyleşi ve eleştirilerini okudum. Bana ilk elden bir tutarlılık, özen ve adanmışlık hissi verdi bu toplam. Sonra da onu hem kendi şiir süreği hem de 1970’ler kaotizminden çıkıp bugüne süzülerek damlamasındaki eşikleri tespit etmeye çalıştım. Sevgi ile yerli yerine oturtma, eleştiriyle acaba yan yanaydı o yazıda. Seviyor muydum evet. Eleştiriyor muydum nazikçe, öyle. Dava denilen teori hep bağlayıcı olagelmiştir bizde. Telli’de de o inanmışlıktan doğan hayli çapak vardı. Antalya’da gerçekleştirilen sempozyum oturumu sonrası Ahmet Telli yanıma geldi ve özellikle teşekkür etmek istediğini belirtti. ‘ ben üçüncü gözün bakışıyla nasıl göründüğümü daha önemsiyorum, sevginiz yanında haklı eleştirileriniz için teşekkür ediyorum. Şiire ve şaire de yakışan budur.’ Bu yaklaşım beni dolaylı şekilde terbiye etmişti. Elbette mesnetsiz değildi eleştirilerim. Şiiri, şiir içinde şaire doğru okurken hayat kadar estetik değerlerle bir düşünüyorum. Toplumsallık kaygısının değil toplumsallık söyleminden oluşan basıncın yan etkilerine karşı bugün de dikkatliyim.
Ahmet Telli ile aynı yayınevi, Everest’ten çıkıyordu........
