Gelenek küllere tapmak değil ateşi korumaktır
Taşra hayatını düzenleyen dini hükümler ya da dini hükümlerle düzenlenen taşra hayatı şehir hayatında, hele globalleşen dünyada, sürdürülebilir değil. Bunu zaten her aile yaşıyor. Birçok ailede bu durum nesiller arası, çatışmalara rağmen karşılıklı rızayla, ya da fiili çatışma ve kırılmalarla yaşanıyor.
Ancak dini kurumlar, (Diyanet, ilahiyat fakülteleri, IHL’ler, cemaatler, tarikatlar, kanaat önderleri vs.) bu dönüşüme yapıcı olarak refakat etmek gibi bir görevleri olduğunun farkında bile değil. Dönüşümü sorgulamak irdelemek insanlara refakat etmek yerine, yıllar içinde şehir hayatının tabii gerekliliklerine karşı geliştirilmiş içsel bir düşmanlıkla, korumacı yöntem tercih ediliyor.
Muhafazakarlar ve dindarlar iktidarda olmanın da avantajıyla hayatın dayattığı dönüşüme kafa yormuyor. İktidar imkanları kendi ellerinde olduğu için normal koşullarda yaşanması kaçınılmaz olan sosyal dönüşümler erteleniyor, öteleniyor ve görmezden geliniyor.
Zannedildiği gibi büyük bir ahlaki çöküş yaşamıyoruz. Sadece statükoyu koruma adına değerleri güncellemeyi öteliyoruz. Artık bağlayıcılığı kalmayan birçok dini ve ahlaki hüküm zaten uygulanmıyor ancak bunları sorgulama riskini de kimse almak istemiyor.
Yaşanan bir diğer yanılgı ki bu Türkiye’de........





















Toi Staff
Sabine Sterk
Penny S. Tee
Gideon Levy
Waka Ikeda
Mark Travers Ph.d
Grant Arthur Gochin
Tarik Cyril Amar
Chester H. Sunde