Nihayet ahlak ve hukuk adına muhafazakarlardan vicdanlı bir ses
Demokratik toplumları, monarşilerden, despotik sistemlerden ayıran en önemli özellik; hukuk ve ahlak temelli yapılanmalar ve en önemlisi de sivil inisiyatiflerin varlığıdır.
Maalesef Türkiye dahil hemen bütün Müslüman ülkeler kurumsal anlamda bir hukuk sistemi inşa edemedikleri gibi sivil oluşumlardan da mahrum durumdadırlar.
Esas itibariyle Türkiye hatırı sayılır demokrasi tecrübesine sahip bir ülke. Her ne kadar başından beri istenilen düzeyde olmasa da ağır-aksak işleyen bir hukuk sitemimiz vardı ama ne yazık ki şimdi onu da kaybetmiş bulunuyoruz.
Sivil toplum oluşumları anlamında ise, başından beri birkaç cılız çıkıştan öte sivil seslere hasret durumdayız. Özellikle 28 Şubat’ın baskıcı günlerinde yükselen sivil dalga, bir umut ışığı olarak ortaya çıkmıştı. Öyle ki İslamcıların, sağcıların, milliyetçilerin, liberallerin, solcuların katılımıyla başörtüsü konusunda bütün Türkiye çapında milyonluk el ele zinciri bile oluşturulmuştu.
Ama AK Parti iktidarıyla birlikte özellikle muhafazakar kesimdeki sivil inisiyatif olabilme çabası içindeki yapılar, iktidarın kanatları altına sığındıkları için ‘sivil’ vasıflarını tümden kaybederek adeta iktidar aparatı haline dönüştüler.
Düşünün ki Gazze’deki katliamlara karşı, dindar-muhafazakar kesimlere ait ‘sözde sivil’ yapılar, iktidarı üzmemek için adam gibi bir protesto eylemi bile yapamadılar.
Maalesef çok umutsuz bir tablo ile karşı karşıyayız. Gazze’de bebekler, çocuklar katledilirken, iktidar kontrolünde yapılan ve sayısı beşe bile ulaşmayan mitingler dışında ciddi protesto eylemleri........
