Araca değil amaca bakmalı
Yıkıcı teknoloji diye bir kavram var. Aynı işlevi sağlayan eski yolun yerine geçen yenilik. Kötülük anlamında “yıkıcı” denmiyor. Öyle büyük bir kolaylık getiriyor ki eski yol bu yenisiyle rekabet edemiyor, terk ediliyor.
Mektup güzel bir örnek. En son ne zaman mektup yazdınız veya aldınız? Elektronik postadan değil, hani kâğıda yazılıp zarfa konulan, sonra da adreslenip pullanıp gönderilen mektuptan bahsediyorum.
Danimarka’nın geçen yıl posta hizmetine son verdiği haberi vardı. Bizim PTT de artık pek az mektup taşıyor. Mektup taşıma yerine kargo ve çevrim içi AVM işlerine girdi. İyi de yaptı. Şimdi gitti, bitti mektup diye ağlaşmak mümkün. Öyle ya. Haberleşmenin dışında başlı başına bir edebiyat türüydü. Sonra askerde ellerin mektubu okunurken yüreğimize hançer sokulurdu. Yar mektubun ucunu yakardı…
Garcia’ya mektup götüren adamımız bile vardı.
İşlevler, fonksiyonlar var, bir de ve o işlevleri yerine getirmek için kullandığımız araçlar. Mektubun işlevi, genellikle iki kişi arasında birebir, özel bir haberleşme sağlamaktır. Şimdi cep telefonundan cep telefonunu arayarak aynı haberleşmeyi sağlamıyor muyuz? İşlev aynı, vasıta değişti. Yıkıcı teknolojilere bu gözle bakmak lazım. Söz uçar yazı kalır derseniz elektronik posta gönderirsiniz.
Esprili bir reklam vardı. Genç bir köylü kızı kilim dokurken televizyoncu soruyor: “Sevginizi, özleminizi, arzunuzu ilmek ilmek kilime mi dokuyorsunuz?” Kız, cevap veriyor: “Hayır. Şimdi artık kısa mesaj gönderiyoruz.” Amaç ve araç üzerine nefis bir........
