Çok değil on AK Partili çıksaydı…
Eski Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, yıllardır dikkatle ve hayranlıkla izlediğim, saygı duyduğum; demokratik ilkeleri ve hukukçu kimliğini günlük siyasetin dar hesaplarının ve güç mücadelelerinin üstünde tutan ender siyasetçilerden biridir.
Hayatı boyunca sivil siyasetin üstünlüğünü savunmuş, vesayetin yalnızca askeri olanına değil, bürokratik, siyasal ve her türden vesayetçi anlayışa karşı durmuş bir isimdir.
AK Parti’nin savunulmasının, yanında durulmasının kolay olmadığı; 367 Krizinin patlak verdiği ve parti kapatma davasının AK Parti’nin üzerinde adeta Demokles’in Kılıcı gibi sallandığı o kritik dönemde AK Parti’ye katılmış… Partinin muktedir hale gelmesiyle birlikte belirgin hale gelmeye başlayan otoriterleşme eğilimlerine ve iktidarın antidemokratik adımlarına itiraz ederek AK Partiden istifa etmiştir.
Ama köşesine çekilmedi, susmadı; bir hukuk adamı olarak son yıllarda yargının siyasallaşmasına karşı itirazlarını sürdürüyor.
Hayranlıkla ve daima saygıyla takip etmem bu yüzden.
Dünkü “CB sisteminin Türkiye’nin felaketi olacağı sürpriz miydi?” başlıklı yazımda “CB sistemi teklif olarak ortaya çıktığı andan itibaren verdiği hukuk mücadelesiyle adını tarihe altın harflerle yazdıran Prof. Dr. Kemal Gözler hocamız, Prof. Dr. Adem Sözüer hocamız, İbrahim Kaboğlu, Osman Can, Şule Özsoy Boyunsuz gibi iki elin değil bir elin beş parmağını geçmeyen birkaç hukukçumuzun dışındaki herkes maalesef sustu, sessiz kaldı” demiştim.
Ertuğrul Günay, telefonuma gönderdiği mesajında, yazımın linkiyle birlikte kendi yazısının linkini de paylaşmış, şu notu düşmüş: “CB Hükümet Sistemi üzerine, 2017 referandumu öncesinde kaleme aldığım yazılardan sadece biri: AK Partili arkadaşlarıma açık mektup.”
Hemen Günay’ı aradım. AK Parti içindeki sağduyu ve vicdan sahibi arkadaşlarına yaptığı manifesto niteliğindeki çağrı mektubunu elbette bildiğimi, ama........
