menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Suriye’de 18 ocak – 30 ocak farkı

91 37
05.02.2026

Şöyle düşünelim:

-Bir örgüt Ankara’da birileriyle masaya oturuyor ve “Bizim şuradaki silâhlı birliklerimiz üç – beş tümen halinde varlığını korusun, onların yönetimi bizde olsun, şu şu vilayetlerde de bizim etnik aidiyetimize bağlı yönetimler oluşsun” diyor.

Nasıl? Uygun mu?

Tabii ki Türkiye Suriye değil. Suriye’de adeta devlet yeniden kuruluyor ve birçok dış gücün müdahalesi söz konusu. Türkiye de müdahil güçlerden birisi. Halen Suriye topraklarında birlikleri var ve Esed’in devrilmesi, yerine Şâra’nın gelmesi sürecinde ABD ile birlikte belirleyici rol oynamış durumda.

Türkiye, Suriye’nin kendisi için bir “güvenlik sorunu” olmasını istemiyor, kabul etmiyor ve Öcalan’ın orada bulunmasından, PKK’nın faaliyetlerinden olumsuz etkilenmemek için uzun zamandır müdahil durumda. Uzun zamandır derken, Öcalan’ın Suriye’den çıkarılması da Türkiye’nin müdahale tehdidi ile gerçekleşti.

ABD, İŞID’la mücadele gerekçesi çerçevesinde Suriye’nin Kuzeydoğusunda silâhlı bir yapılanmaya vücut verdi. Türkiye bundan hep rahatsız oldu. Amerika ile ilişkileri gerginleşti. Türkiye bu ABD tavrını “müttefiklik”le bağdaşır bulmadığını her ortamda dile getirdi.

Suriye Demokratik Güçleri (SDG) adıyla oluşan ABD üretimi bu yapı içinde Araplar ya da farklı etnik unsurlar da vardı ama ana gövdeyi YPG-PYD adıyla, Kandil bağlantılı Kürt milisleri oluşturuyor ve bu yapı, 2011 sonrasının çalkantılı döneminde petrol kuyuları ve sınır kontrolü dahil yüzde 30-35’lik bir alanı kontrol ediyordu.

Yeni Suriye yapılanmasında Türkiye bir etkinlik kazandı. Bu dönem, Türkiye’de de “Terörsüz Türkiye” ana başlığı ile PKK’nın tasfiye sürecinin başladığı dönemdi. PKK’nın misyonunun bittiğinin bizzat örgüt kurucusu Öcalan tarafından açıklandığı bir dönemdi bu aynı........

© Karar