Anne Pınar’ın çığlığını duyan var mı?
İBB Davası’nın 47’inci oturumu. Medya AŞ Genel Müdürü Fatoş Pınar Türker savunma yapıyor.
Türker savunmasında önce, evine yapılan baskını anlatıyor:
“Çocuklarım ağlıyor, diyorum ki, ‘Bir su vereyim’, ‘Hayır’. Küçük kızım okula gidecek, ‘Hayır, kimse kımıldamasın, delil karartmayın’ diyor sürekli polis bey. Onun gözlerindeki bakışı hiç unutmayacağım.”
Ardından gözaltı sürecindeki arama. Çıplak arama:
“Vatan Emniyet’teyken arşiv odası gibi bir yere aldılar beni. Eldiven giyen bir kadın polis ‘üstünü çıkar’ dedi, çıkardım. Sonrasında gidip gidemeyeceğimi sorduğumda, altımı da indirip çamaşırımı da indirmemi söyledi. ‘Cinsel organını aç’ dedi, ‘arkanı dön-eğil’ dedi. (Kadın izleyicilere dönerek) Utanan varsa çıkabilir, ben utanmıyorum. İnsanların onurunu, gururunu kırmak için yapılıyormuş gibi geliyor. Yapan utansın, ben utanmıyorum.”
Tutuklanıp Silivri’ye sevk edildikten sadece bir gün sonra infaz koruma memuru tarafından SEGBİS için çağrıldığını belirten Türker, şöyle devam etti:
“Dedim ki ‘Ben bilmiyorum, bu SEGBİS ne?’ ‘İşte’ dedi, ‘böyle online ekrana bağlanıyorsunuz.’ Ben gittim oturdum, karşımda bir ekran açık ama ‘Adalet mülkün temelidir’ yazmıyor, bir ofis orası. Böyle gözüm de ısırıyor ‘Allah Allah’ diyorum, en sonunda kırmızı espresso makinesi vardı, çünkü Savcı Bey bana o makinede kahve ikram etmişti. İfademi alan savcı, başkanım.
‘Ya’ dedi, ‘Fatoş şimdi ağlarsın böyle karşımda’ dedi, ‘ben sana ne dedim’ dedi. ‘Ben senin ne olduğunu biliyorum ama bu adamlar sana’ dedi, ‘kumpas kuracak demedim mi’ dedi. ‘Niye konuşmadın sen’ dedi.........
