Kılıçdaroğlu’nun “Düşkün”lüğü
Bizim Alevîlerin “düşkün” ilan etme kuralı kanundan güçlüdür. Kişinin düşkünlüğü işlediği suça göredir. Sürekli veya geçici olabilir. Cinayet, ırza tecavüz, ikrardan dönmek, Hz. Ali’ye ve Ehl-i beyt’e dil uzatmak ağır suçlardır ve mahşere kalır.
Diğer suçların cezası düşkünlüktür ve zamanlıdır. Diyelim ki birisi eşine, komşusuna, hayvanına iyi davranmıyor veya hakkına girdi, önce uyarılır. Uyarılar sonunda düzelmeyen, Dede’nin teklifi ve Cem’e katılanların onaylamasıyla düşkün ilan edilir. Bir süre verilir, düzelirse affedilir. Yoldan çıktığı kabul edilen kişi düzelinceye kadar da topluluğun normal bir ferdi kabul edilmez.
Düşkün’e yolsuz dendiği de olur. Yol önemlidir. Tarikat de yol demektir. Değerleri değişmez. Yol alışları değişir.
DÜŞKÜN’Ü DE KAZANMAK ESASTIR
Mesele “yol’dur. Yol ehli olmak lazımdır. Yola girmek, yol almak yüksek kişilik kazanma yolunda girilen uzun yolun kavramlarıdır. Yoldan çıkmak düşkünlüktür. Yollu olmayacaksınız. Bunlar, Türkçe’nin yol kavramını düşüncemize ve hayatımıza yerleştiren yaygın deyimlerinden bazılarıdır. Aleviliğin-Tahtacılığın-Kızılbaşlığın, resmî din kabulüne mesafeli halde bu yoldan ilerlediği sosyolojik araştırmalardan bellidir. Bu yolda düşkünlük, insanı dizginleyen, gerektiğinde onaran, toplumu arındıran sağlam uygulamalardandır.
Alevîliğin yaşadığı köylerimizde düşkünlük hala geçerlidir. Dikkat edin, bazı bozulmamış alevî köylerinde düzeni sağlayan en başta demokratik yolla düşkün ilan etmedir. Bunun için suçlu azdan az çıkar.
Alevîliğin pratiğinin Türk karakterine uygun........
