Coğrafi İşaret Var, Sistem Yok
Coğrafi işaret alındı diye mesele bitmiyor. Aslında tam orada başlıyor. Ama biz ne yapıyoruz? Başlangıcı sonuç sanıyoruz. Türkiye’de coğrafi işaret artık bir koruma aracı değil, bir gösteriş aracına dönüşmüş durumda. Tescil alınıyor. Tören yapılıyor. Fotoğraflar veriliyor. Tabelalar asılıyor. Ve sonra herkes dağılıyor. Ortada kalan ne? Sahipsiz bir “değer” ve içi hızla boşalan bir isim. Ürün var. İsim var. Tescil var. Ama sistem yok. Standart yok. Disiplin yok. Zorunluluk yok. Cezai yaptırım yok. Denetim ya hiç yok ya da göstermelik. Eğitim zaten yok. Ve biz buna “başarı” diyoruz. Vakfıkebir ekmeği… Külek peyniri… Tonya tereyağı… Hamsiköy sütlacı… Yomra elması… Trabzon kuymağı… Arsin foca fındığı… Bu liste bir gurur listesi değil artık. Bu liste, yönetilemeyen bir mirasın dökümüdür. Trabzon’un 13 tescilli ürünü var. Ama bu ürünlerin kaçı gerçekten korunuyor? Kaçında aynı kaliteyi garanti eden bir sistem var? Kaçında üretici keyfine göre değil, kurala göre üretim yapıyor? Kaçında denetim korkusu var? Cevap net: Çok azında… belki de hiçbirinde. Gerçeği söyleyelim: Coğrafi işaret bizde bir kalite standardı........
