menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Aşkın müzesi mi? Erkekliğin teşhiri mi?

39 21
16.02.2026

Yetmişli yıllar… İstanbul’un henüz bu kadar bağırmadığı zamanlar. Kadife perdeler, kristal kül tablaları, ağır misafir odaları… Diziyi izlerken şunu hissettim: Atmosfer kurulmuş. Üstelik özenle. Sokağın rengi, evlerin kokusu… Hiçbir şey “mış gibi” değil. Ama mesele dekor değil. Mesele Kemal.

Kemal’i ilk okuduğumda da sinir olmuştum, dizide de oldum.

Çünkü Kemal, çok tanıdık erkek arketipi. Parlak, ayrıcalıklı, eğitimli… Ama duygusal olarak ilkel.

Sevdiğini sandığı kadını bir “duygu nesnesi”ne çeviren, narsist bir koleksiyoner.

Füsun’u sevdiğini söyleyen bir adamın, ondan kalan eşyaları biriktirmesi romantik mi? Yoksa saplantının vitrini mi?

Kemal’in problemi şu: Aşkı, sahip olma hakkı sanıyor.

Füsun onun için bir insan değil. Estetik bir obje.

Onu kaybettiğinde yas tutmuyor; kontrolünü kaybettiği için dağılıyor. Kadın ölmüş, O hala arkasından “Aman Allah’tan o güzel bedenine bir şey olmamıştı” diyor,........

© İz Gazete