menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Yaşamdaki kaçınılmaz değişim

24 0
12.05.2026

Geriye dönüp bakan birinin, “ben hep aynıymışım, hiç değişmemişim” demesini makul karşılamak bugün çok da mümkün olmasa gerek. Çünkü, bugün biliyoruz ki insan da dahil bu yaşamda var olan her canlı, bazen gözle görülür ve kolay fark edilebilir olmasa da bir değişim, başkalaşım içerisindedir.

Bazen bir yerlerde, bazı insanların kendilerine çok iyi baktıkları ve bunun sonucu olarak da oldukları yaştan daha genç ve dinç göründüklerini okursunuz. Bu, çoğu zaman hayret edilen bir şeydir. Ancak bu noktada asıl bilmediğimiz şey şudur: Kendine, bedenine, bunun için de yediğine, içtiğine, düşündüklerine, kendine dert edindiklerine dikkat eden bireylerin mi yoksa bunun aksini yapan insanların mı oldukları hal ve görünüşün o yaşın gerçekliği olduğudur. Yani, biz acaba bir şeyleri yanlış yapmayı zamanla bir alışkanlık haline getirdiğimiz için, varmış olduğumuz bugünkü görüşlerimizi doğru zannediyor olabilir miyiz?

Gezegende, farklı coğrafyalarda pek çok kadim kültür bulunmaktadır. Her birinin bu yaşama ve onu oluşturanlara yüklediği anlam da birbirinden farklılıklar gösterebilmektedir. Her birey içine doğduğu coğrafyadaki hâkim kültürün etkisiyle büyümekte ve gelişmektedir. Bu kültürün alt unsurları olan aile ve onun da içinde bulunduğu dar toplumdan başlayarak öğrenilenler kişinin yaşama ve onu oluşturan parçalara dair yargılarını da oluşturmaktadır. Aslına bakılırsa, birey bu gezegende; hayatta kalmayı, var olmayı, varlığını sürdürmeyi işte bu ilk yargıların üzerine inşa etmektedir. Bu hayatın nasıl yaşanabileceğine ilişkin ilk kılavuz tam da bu yol ile elimize geçmektedir. Tek sorun, bu yaşamda herkes için tek bir doğrunun olmayışıdır. Evrensel etik değerler haricinde, bu hayattaki hemen hemen her şey önce kişiye, daha sonra da kişinin içinde bulunduğu; coğrafya, kültür, koşullar ve zamana göre değişiklik gösterebilmektedir.

İnsanlık tarihinde yeri ve önemi olan kültürlere baktığınız zaman, benzer değerlerin önemsendiğini fark etmemek mümkün değildir. Adil olmak, güvenilir olmak, saygılı olmak, ölçülü olmak vb. pek çok değer, birbirinden on binlerce kilometre uzaktaki farklı medeniyetler tarafından, birbirlerinden habersiz bir şekilde bile olsa ortak olarak benimsenmişlerdir. Bu da demek oluyor ki insanın kolektif bilinç dışında bu değerler, bu kavramlar üzerine bir ortak payda bulunmaktadır. Yani, geçmiş yüzyıllarda yaşamış insanların deneyimlerinin ve sonuçlarının ortak mirası, yeni nesillerin genetiğine bir şekilde işlemiştir. Yoksa, her türden hırsızlığın tüm toplumlarda; yadırganan, ayıplanan ve suç sayılan bir şey olması açıklanamazdı.

Nesiller boyu aktarılagelmiş, toplumsal yaşamın da temelleri sayılabilecek evrensel etik değerlerden hariç hemen hemen her şeyin, zamana ve koşullara göre değiştiğini kabul edebiliriz. Zira, değişim bu dünyanın en önemli gerçeklerinden biridir. Hiçbir şeyin yoktan........

© İz Gazete