menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Çünkü Bu Dünya Hepimizin

13 0
30.03.2026

Bir düşünsenize: Ayak bastığınız her toprak, kıyısında soluklandığınız her nehir, serinlediğiniz her deniz, meyvesinin tadına baktığınız her ağaç, duyduğunuz her kuşun sesi, batarken izlediğiniz her günbatımı sizin, hiçbirinin tek bir sahibi yok!

“Burası kime aittir”; hangi insanın, hangi beyin, hangi kralın, hangi devletin, hangi imparatorluğun demeden, tüm dünyayı sınırsızca adımlayabildiğinizi bir düşünsenize! Koskoca kürenin ve üzerindeki hiçbir şeyin bir sahibinin olmadığı, her yerde olmanın, her yere gitmenin, her tepeye tırmanmanın, her çiçeği koklamanın, her sudan kana kana içmenin, her kuşun senfonisini dinlemenin alabildiğince özgür olduğu bir dünya düşlesenize! Olmadı değil mi?!

Şimdi, bir çocuk olduğunuzu ve kendinizi; mutlu, huzurlu ve güvende hissettiğiniz evinizdeki derin uykunuzdan toz duman içinde, ağzınızda biraz beton biraz da kan tadıyla uyandığınızı düşünün şimdi de. Önce, kulaklarınızdaki çınlamadan başka ses duymadığınız, parçalanmış duvarın sisinden başka bir şey görmediğiniz, sonra ise biraz paniğin ve korkunun gürültüsünü, biraz da ölümün sessizliğini duyduğunuz bir zorla uyandırılma anını hayal edin! Hayali bile dehşet verici değil mi! Bir yetişkinken bile hayal edemediğimiz, etmek bile istemediğimiz böylesine bir anı, bir çocuk olarak yaşamanın nasıl bir şey olduğunu kavrayabilmeye, insanın bugüne kadarki hiçbir deneyimi yardımcı olmuyor, eğer bir benzerini birebir yaşamadıysanız!

Ben, insanın kötülük ve onunla paralel gelişen nefret ve intikam gibi duyguların daha sonradan öğrenildiğini düşünenlerdenim. Elbette ki her insanın içerisinde, kötü olabilmeye yatkın bir parçası, karanlık bir tarafı olduğuna da inanırım. Ancak yine de içinde iyi olan ve dış dünyaya karşı koşulsuz bir sevgi barındıran tarafının ağırlıkta ve kötü olan beslenip ortaya çıkarılıncaya kadar da daha önde duran yanı olduğuna inanırım. Öyle ki aynı haneye doğmuş bireyler, hatta tek yumurta ikizleri birbirine bile benzemezken, muhakkak ki içerisinde bulundukları ortamın ve oradan kendisine sunulan iyi ve kötülerin, insanların kişiliklerinin bir ortak paydada buluşmasını sağladığını da düşünürüm. Zira, birbirine benzeme ihtimali en yüksek olan söz konusu bu tek yumurta ikizlerini bile farklı coğrafya, kültür ve eğitimlerin etkisine maruz bıraktığınızda her birinden bambaşka insanlar türeyeceğine de inanırım ki bilimin de bunun için yapmış olduğu araştırma ve ortaya koymuş olduğu pek çok sonuç vardır. Ki bu araştırmalar, zeka seviyesinde değil ama özellikle kişilik/mizaç ve dini/siyasi görüş gibi konularda içerisinde yetişilen ortam ve çevrenin sonuca neredeyse P gibi bir etkisi olduğunu göstermektedir.

İnsanın kendisini içerisinde bulduğu ortama ayak uydurup onu oluşturanların bir benzeri olmasını, benzer; zevkleri, istek ve arzuları, tutum ve davranışları, görüş ve fikirleri olmasını yadırgamak saçma olacaktır. Elbette ki insanın doğuştan, yani genetik aktarım yoluyla gelen zekası ve karakteri, bazen; içinde bulunduğu ortam, onun gerekleri ve dayattıkları ile uyumlu olmayabilir. Ve bu insanların bazıları, bu ortamın beklentisinden farklı bir birey örneği gösterebilir, hatta sırf bu nedenle, olduğu ortamı terk etmeyi bile tercih edebilir. Ancak, bu tür tercihlerin de öyle kolay olmadığını, en azından her coğrafyadaki her insan için öyle olmadığını, bugünkü........

© İz Gazete