Görünür Olma Hastalığı: “Ben” Çağında Ahlakın Çöküşü
Modern çağın en büyük çelişkilerinden biri şudur: İnsan hiç olmadığı kadar görünür, ama hiç olmadığı kadar değersiz. Hiç olmadığı kadar konuşuyor, ama hiç olmadığı kadar içi boş. Çünkü artık mesele hakikat değil; mesele görünmek. Mesele üretmek değil; mesele tanınmak. Mesele değer değil; mesele “ben”.
Bugün insanlık yeni bir hastalıkla karşı karşıya: Görünür olma bağımlılığı.
Tarihin hiçbir döneminde “ben” bu kadar büyütülmemişti. Sosyal medya çağında insan artık var olmak için değil, görünmek için yaşıyor. Yaşadığını kanıtlamak için paylaşıyor. Acısını, sevincini, ibadetini, yardımını, hatta mahremiyetini bile sergiliyor.
Bu noktada karşımıza çok kadim bir hakikat çıkar: Şeytanın ilk isyanı.
Kur’an’da Kur’an-ı Kerim ’de şeytanın secde emrine karşı verdiği cevap nettir:
“Ben ondan üstünüm.” (Araf, 12)
İlk günah bir eylem değil, bir zihniyetti. İlk sapma bir davranış değil, bir “benlik iddiasıydı.” Şeytanın vasfı kibirdi. Kendini merkez yapmasıydı. İlahi emre rağmen kendi varlığını mutlaklaştırmasıydı.
Bugün modern insanın düştüğü tuzak da tam olarak budur: Ben merkezcilik.
Görünürlük Ekonomisi ve Medyanın Yeni Tanrıları
Medya artık sadece haber veren bir araç değildir; kimlik üreten bir makinedir. Kimi yücelteceğine, kimi yok sayacağına karar verir. Algıyı yönetir. Sıradan olanı meşhur, değersiz olanı değerli gösterebilir.
Bugün medya düzeninde:
Ahlak değil cesaret (!) ödüllendiriliyor.
Mahremiyet değil teşhir prim yapıyor.
Bilgelik değil sansasyon izleniyor.
Derinlik değil dikkat çekme kazanıyor.
Bu sistem görünürlüğü bir meta haline getirdi. İnsan artık “ne kadar........
