menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kül Ahmet

8 0
04.02.2026

TEKNE kazıntısıydı. Altı kızın ardından epeyce beklettikten sonra gelmişti aileye. Hem ebeveyni hem de ablaları çok sevinmişti. Onlara verilen ilahi bir muştuydu. Kut sayıldı. Uzak akrabalara da duyuruldu. Gelişi herkesi sevince boğdu.

Kurbanlar kesildi. Niyazlar edilerek eller şükürle yüzlere sürüldü.

AHMET koydular adını.

Fahr-i Kâinat Efendimizin mübarek adının sürekli hanelerinde ve kalplerinde yankılanmasını istediler. Bunca vakit beklenen bir bebeğin adını Ahmet koymamak onlara göre şükür açısından eksiklik olurdu.

Madem uzunca beklendi, niyazlar edilerek yolu gözlendi. Lütfedilene ancak böyle bir isimle daimî şükre ulaşılabilirdi.

Övgüye en layık olan Rabbimizi en iyi şekilde ve çokça övüp sena eden Efendimizin adını her vesileyle gönül gündemlerinde tutmak onlar için bu övgüye katılmaktı.

Gönlünü gönlüne katmak demekti.

Yaptıkları da buydu.

AHMET çok sevimli bir çocuktu. Şirindi.

Bakışları insana huzur bahşediyordu. Gözlerinin içine hapsediyor gibiydi muhatabını.

Komşu kadınlar gelir ailesinden destur isteyerek seyre dalarlardı.

Gitmeyi bilmeyenler bile oluyordu.

İKİ hususiyeti aynı anda barındırıyordu.

Sakindi, sükûnet dalgası yayıyordu. Havada var olan tüm negatif enerjiler adeta kaçar gibi gidiyordu.

Çocuk olmasa bu kadar derinden derine ne düşünüyor acaba sorusu muhakkak sorulurdu.

Aynı........

© İstiklal