Kendini Zulümden Arındırmak
RAMAZAN ayı bize yeni düşünce kapıları açmaya devam ediyor. Tefekkür etmenin boş boş dalıp gitme anlamındaki bir düşünce olmadığını, çabayla elde edilen ilmi veriler üzerinden sebep sonuç ilişkileri kurarak güçlü bir fikir oluşturmak olduğunu öğrendik.
İnanmış kişi veriye göre hareket eder. Kanıta dayalı iş görür.
Bu diğer yanıyla kişinin zulme bulaşmaması veya kendini zulümden arındırması demektir.
KALBİNE iman yazılı kişiler zulme bulaşmamaya çok dikkat ederler. Hayatlarının her anında en dikkat ettikleri husus zaleme fiilinin içine girmemektir. En kaygı duydukları en mühim meselelerden biri budur.
Zulmü sadece harice yönelik olarak tanımlamazlar.
Zulmün içeriye dönük olanı da vardır ki, asıl kıyamet burada kopmaktadır. Zira içeride yerleşip köklenen zulüm kişiyi dışarıya zulme yönlendirmektedir.
Bu sebeple şu mübarek ayda vahyin tedavisine kalbimizi alıp zulümden arındırmalıyız.
ZALEME fiilinin kapsamına girmemek için onu önemsemeliyiz.
Karanlıkta ışıksız kalmamalıyız. Kur’an-ı Kerim ile aydınlanarak zaleme olmaktan kurtulmalıyız.
Zifiri ortamlar kalbin karanlığını işaret eder. İnanmış için yakışık almaz. Katılık içerir çünkü. Merhametsizliğin zirve yapmasıdır. Kişinin müstebit yani zorba olmasıyla sonuçlanır. Despotluğu ele alır ve acımasızlıkla haksız davranışlara girişir. Adaletsizlik ortaya çıkar. İşte insanın kendine zulmü bu şekilde gerçekleşir.
YÜCE KİTABIMIZDA bu fiilin farklı şekillerde nasıl kullanıldığını öğrenip anlayamaya çalışmalıyız.
Anlamak suyu baştan tutmak demektir. Yanlışa sebebiyet vermemek için gereken budur.
Anlaşılmayan şey hayata taşınamaz çünkü. İşlerlik........
