menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İlke Sabit Yorum Görece

20 0
22.07.2026

SABAH namazından sonra bir araya gelerek saat 11.00’e kadar ders yapıyorlardı. Köy odası onlar için sıkı bir medrese vazifesi görüyordu. Önceden tembihlendiği ve zamanla kural hâline geldiği için bu süre içerisinde kimse onları rahatsız etmezdi. Dikkat dağıtmamak için zorunlu olmadıkça giren çıkan olmazdı.

Bir istisna vardı ki, o da bana tanınmıştı. Arada bir çaylarını tazelerdim. Biten su bardaklarını da sessizce yenilerdim.

HOCALARI Kadı Münir Efendiydi.

Ciddi bir adamdı. Ders konusunda müsamahasına hiç tanık olmadım. Ne kadar çocuk olsam bile üzerindeki ilmî vakarı fark ederdim. Dünyanın en mühim işini yaptığını minik aklımla sezerdim.

Yaramazlığım herkese malumdu ama orada her nasılsa durum değişiyor kendimce o ciddiyete ben de uyuyordum.

“Haydi bakalım nazarlarım bugünlük bu kadar. Hak hakkıyla anlamayı nasip ede” dediğinde Kadı Efendi bu dersin bittiğini gösterirdi. Sonrası mütalaa kısmıydı.

Burası çok keyifliydi. Farklı görüşler özgürce dile getirilir ve müdafaa edilirdi. Tatlı iddialar ve hoş çekişmeler baş gösterirdi. Müderris Münir Efendi tatlı bir tebessüm eşliğinde dinler, öğrencilerinin bu musahabesinden lezzet alırdı. Müzakerelere nefsin karışmaya başlayacağı bir durum olduğunda bunu anında hisseder ve “Hele bir bakın” diyerek nazarları kendine döndürüp fikrini söylerdi.

Kimi zaman öğrencilerin de hocalarının söylediklerine de edep çerçevesinde itiraz ettikleri olurdu. Buradan hiç güceniklik çıkarmazdı. Bilakis savunmalarını veya savlarını hangi delillere oturtacaklarını merak ederek onlara alan açardı. Uzayacak olursa “Yarına diğer delillerinizle gelin, delalet bahisleri mühimdir imanım” derdi.

ERTESİ gün yeni kanıtlarla gelirlerdi.

Ellerinde farklı kitapların sayfaları işaretlenmiş olurdu. Karşılıklı talebeler bunları açarak kendi fikirlerini güçlendirirlerdi. Aklımda kalan en önemli husus ne........

© İstiklal