menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Cahil Kendini Aklar Kâmil Özünü Yoklar

20 0
16.10.2026

RUHİ dedesinin adıydı. Ninesinin ise Ruhsar idi. Geriden bakıldığında neredeyse tüm ailenin ismi bu kelime kökünden geliyordu. Mesela annesinin adı Ruhugül babasının ise Ruhcan idi. Bu sebeple türküleri Ruhi Su’dan dinlemek o ve ailesi için bir başkaydı.

Erkek evlat bekliyorlardı. Adı ise nice vakittir belliydi: Ruhşen

BEKLENEN bebek erkek olarak değil kız olarak geldi.

Nasıl da güzeldi. Bakılmaya kıyılmazdı. Işıl ışıl gözleriyle aileye saklı muştular sunar gibiydi. Yüzüne bakmak kişiyi huzura gark ediyordu. Üzerine sinen dinginlik geldiği ötelerin onda bıraktığı bir vakar gibiydi. Karmaşadan uzak bir bebekti. Neyi ne sebeple yaptığı hemen anlaşılıyordu. Aileyi hiç yormayacağının, zahmetsiz bir evlat olacağının ilk işareti sayıldı bu hal. Saftı kısacası. Berrak sular gibiydi. Bu sebeple sunduğu derinliği ve dinginliği ifade etmesi bakımından kulağına ismi Ruhnevâz olarak okundu.

DEDESİNİN günlük vird gibi ağzından hiç düşürmediği cümle “Cahil kendini aklar kâmil özünü paklar” idi.

Torunun ninnisi buydu. Kundağını bağrına basıp onu severken daima Dertli Divani’ye ait bu cümleyi kulağına üfler gibi söylüyordu.

Belli ki, niyazı torunun ârifelerden olmasıydı.

İNSAN olgunlaşarak büyümesi gereken bir varlık. Bu sebeple kendisine büyükleri tarafından üflenen anlamlar çok önemli. Bu bir ruhi mayalama işlemiydi.

Kişinin bilgisi temelsiz, anlayışı sığ ise sürekli kendi dışında suçlayacak bir düşman arar.

Kabahat daima hariçtedir. Sorumluluk hissetmez. Vicdan terazisi çalışmaz veya yanlış tartar. Mahcubiyet hissinin kenarından bile........

© İstiklal