Yusuf Suresi Ne Anlatıyor - 2
İslam, evvela insanı özgür kılar. Bağımsız yapıp sağlam bir karakter sahibi yapar. Bu öğretiye teslim olup ayrıca Allah’ın şefkat elini tutanların hayatlarında ama, fakat ve lakin türü korku, kuşku ve çelişkiye yer yok! ’’Zından daha sevgili ‘’ kararını şeksiz ve şüphesiz alabilir, zira sarsılmaz bir omurga ve şahsiyet sahibi olmuş demektir.
Ey Allah'ın kendisine lütuf olarak verdiği özgürlüğü ite kopuğa ve üç kuruş karşılığında satan mahkûm!
Allah, mülkün tek sahibidir ve iman edilecek yegâne makamdır. Ve unutma ki dünya hayatı basit ve geçici bir oyun ve oyalanmadan ibarettir!
‘’ “Bilin ki dünya hayatı, bir oyun, bir eğlence, bir gösteriş, aranızda bir övünme, mal ve evlâtta bir çokluk yarışından ibarettir… Dünya hayatı sadece aldatıcı bir yararlanmadan başka bir şey değildir.” Hadid 20. Ayet – Ankebut 64. Ayet
Bir başka deyişle Müslüman; Dünya ve Ahiret hesabını iyi yapmış ve tarafını net şekilde belirlemiş kişi demek değil midir?
Yani dünyalık için, makam ve mevki için, geçici bir övünme için kula kulluk edenlere yazılar olmasın mı ? Değil midir ki onlar, karınlarında ateş taşıyorlar..!
Bir resul, bir peygamber, bir örnek şahsiyetin takındığı omurgalı tavrı takınmış ve ‘’ tüm saltanatınız, saraylarınız, debdebeli yaşantınız, kapı kulları, Troller, güç ve şaşalı sofraları reddediyorum ve öyle ki zından daha sevgili!
Sadece bunları reddederek sıfıra düşmüyor! Ayrıca terazinin diğer kefesine koyduğu ZINDAN, haysiyet, şahsiyet, karakter, iman ve teslimiyetin büyüklük ve ağırlığını da ortaya koyuyordu zira sıfıra değil eksiye düşüyordu ahirete, Rahman’ın rızasına karşılık…
Ne büyük bir tercih ve alınan kararda ki kararlılık, istikrar, omurga ve cesaret…
Tertemizdi, suçsuzdu, bütün bilgiler, belgeler, şahit ve bilirkişi raporları aslında suçlu kim, müfteri kim?! Masumun kim olduğunu şüpheye mahal bile vermeyecek kadar net şekilde ortaya koyuyorken kibir, güç sarhoşluğu ve dünyayı mutlaklaştırma ahlak, hukuk ve hakikati bir kez daha katlediyordu.
Olsun, ne gam! Hesabı gayet iyi yapmıştı ve kararı kesindi, zindan bunların çağırdıklarından çok daha evlaydı! Tek bir günah karşılığında sarayların, makamlar, mevkiler, güç, kudret, şatafat, şöhret ve şehvetin en alaları kurban veriliyordu!
Ayrıca bitip tükenmez dersler veren kısa bir başka konuya daha dikkat çekerek ‘’ din ve hüküm sizlerin heva ve heveslerine göre şekil alır şey değildir ‘’ diyerek; Şarap sıkıp servis edenin taltif edileceğine ve başında ekmek, ekmeği başının üzerinde taşıyanın ise bir felakete düçar olduğunun altınız çiziyordu!
“ (doğru ve yanlış, haram ve helal ) ne sizin kuruntularınıza/temennilerinize göre, ne de Ehl-i kitabın kuruntularına göredir. Kim kötülük yaparsa onun cezasını görür…” demiyor muydu Nisa suresi 123. Ayet!?
Şarap sıkanın, başında ekmek taşıyana galibiyeti! Hadi, çıkın bakalım işin içinden! Kuruntularınız yön versin karanlığınıza…
Evet, özel bir yetenek vermiştir Rabbim bana ve bütün bu nimetlerle işlerinizi, kazançlarınızı kat be kat artırmanızı sağlayabilirim!
Ben; evvela özgürlüğünü satan, omurgalı, haysiyetli, şahsiyetli, tutarlı, onurlu ve cesaretli tavrı terk edenlerin; kula kul olan sünepelerin dinini terk ettiğim bilinsin! Diyerek, muhteşem bir ültimatom veriyordu, surenin 37. Ayetinde…,
Bu durum zinhar tartışmaya kapalıdır!
Mekke, Kâbe’yi inşa eden İbrahim’in yoluna döndüm yüzümü! Bu yol ve yön; Allah’a ait herhangi bir nitelik ve özelliği bir aciz mahlûka vermemi haram kılmaktadır bana ve burada oluş gerekçem de işte bu bilinci hayatımın her anına teşmil etmiş olmam sebebiyle yaşamaktayım diyordu.
Düşünün ey hapishane, dava ve yol arkadaşlarım!
Aklınızı kendiniz kullanarak, sağ ve selim bir akılla düşünün biri diğerinden farklı, her coğrafyanın Firavun’u, Nemrut’u ve diktatörü farklı değil mi? Bunlardan hangisine uyacaksınız? Hangisinin emir ve talepleri diğerinden doğru? Allah, o ki yer ve gök ile ikisi arasında olanları Rabbi iken, bunlar arasında ama, fakat lakin demek ahmaklık değil midir?
Allah dışında kalanların alayı uyduruk, fıs ve aciz değil mi? Bunlar hakkın da Allah tarafından indirilmiş bir delil mi var? Sizler ve atalarınızın uydurduğu mesnetsiz taltifler sonucunda türettiğiniz yapay mahlûklar değiller mi? Ne böyle bir güce ne böyle bir sıfata haiz değillerken, kula kulluk edenlere yazıklar olmasın mı!?
Yol haritası şekillenir artık!
Kral, görmesi gereken rüyayı görür! Şayet ehline verilmez ise emanet; varoşların zayıf, biçare bir serserisi gelir ve koca ülkeyi, nesli, düzeni ve sistemi alt üst eder uyarısını veciz şekilde ortaya kor surenin 43. Ayetinde.
Sahibinin yanında beni an hatasının telafi vaktidir artık! Rüyası son derece gerçekçi şekilde analiz edilen Kral, onu bana getirin dediğinde HAYIR! DİYEN VE VAHİYLE; ANCAK SANA KULLUK EDER VE ANCAK SENDEN YARDIM DİLERİM VAHYİ UYARISI İLE İNŞA OLMUŞ YUFUF; İÇERDE İKEN KRAL’A, FRAVUN’A DA ÜLTİMATOM GÖNDERİR..!
EVVELA BANA YAPILAN İFTİRAYI, KARALAMAYI, HAKSIZLIĞI VE İTİBARIMA YAPILMIŞ SUİKASTINDAN KAYNAKLI İADE-İ İTİBAR İSTİYORUM DEMEKTEDİR!
ALLAH’I YANINA VE ARKASINA ALMUŞ YUSUF DÜNYALARI KARŞISINA ALMIŞTIR ARTIK…
DEVAM EDECEĞİZ İNŞAALLAH…
