İstanbul’da Kars–Iğdır Mutfağı
“Kars Iğdır Lokantası”
Bazı lokantalar vardır; kapısından içeri girdiğinizde sizi önce yemek değil, bir hayat hikâyesi karşılar. Tencerenin kapağı açılmadan önce, yılların sesi yükselir mutfaktan. Kimi zaman zorlu yılların bir yankısı, kimi zaman bir göçün sessizliği, kimi zaman da sabırla kaynatılmış bir umudun kokusu. Kars Iğdır Lokantası tam da böyle bir yer. Duvarlarında asılı fotoğraflardan çok, kazanlarda kaynayan hatıralar bulunur. Bu lokantanın hikâyesi, aslında Firuz Iğdır’ın namı diğer Firuz Ağa’nın kendi hayatını anlattığı bir hikâye.
Firuz Ağa’nın hikayesi
Firuz Iğdır’ın lakabı Ağa’dır. 1956 yılında Iğdır’da doğuyor. O yılların Iğdır’ı, sınırın hem bereket hem de kader olduğu bir coğrafya. Dağın rüzgârı sert eser, toprağın verdiği nimet ise çok kıymetli. İnsanlar azla yetinmeyi, çokla paylaşmayı bilirdi. Firuz Iğdır da bu iklimin çocuğu. Çok genç yaşta evlendi; hayatı erken omuzladı. O günlerde mutfakla kurduğu ilişki bir meslek ilişkisi değildi. Daha çok evin içinden, annenin tenceresinden, komşunun ikramından ibaret bir aşinalıktı. Gençliğinde petrol işiyle uğraştı. Nahçıvan yolu açılmadan önce, ticaretin görece canlı olduğu yıllarda, kendi ifadesiyle “padişah gibi” yaşadığı dönemler oldu. Para kazanmak, iş çevirmek, borç alıp vermek hayatın olağan akışıydı. Ancak ticaret, özellikle de güvene dayalı olanı, bir yerde kırıldığında geriye sadece enkaz bırakıyor.
Iğdır’dan İstanbul’a göç
2000 yılı, onun için bir dönüm noktası. Iğdır’dan İstanbul’a göç ediyor. Göç, bazen bir umut yolculuğu; bazen de kaçınılmaz bir tutunma çabası. Firuz Iğdır için her ikisi de. İstanbul’da ilk durağı Bahçelievler oluyor. Burada bir tanıdığının aldığı lokantada, eşiyle birlikte çalışmaya başlıyor. On yıl süren bu dönem, onun ifadesiyle mücadeleli çetin yıllar. Uzun saatler çalışma periyodu, az kazanç ve belirsizlik… Ama bir yandan da mutfağın gerçek yüzünü tanıdığı yıllar. Aşçılık eğitimi almamıştı. Tarif defterleri yoktu. Ama mutfağın en temel kuralını çok iyi biliyordu: Malzeme yalan söylemez. İyi et, kötü tencerede bile kendini belli eder; kötü malzeme ise en iyi ustanın elinde dahi gizlenmez. Firuz Iğdır, bu on yıl boyunca lokantacılığın sadece........
