menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Bilimin Sınır Tanımayan Yolculuğu

23 0
15.04.2026

Şili’den İstanbul’a bir iyilik köprüsü

Zamanın ruhu, artık sadece teknolojik hızı değil, aynı zamanda bu hızın insanlığın ortak dertlerine ne kadar derman olduğunu da sorguluyor. Bugün, okyanusları aşan bir vizyonun, yerelden küresele evrilen bir başarı hikayesinin ve bilimin en saf halini konuşuyoruz. Sabri Ülker Vakfı tarafından düzenlenen ve bu yıl 10’uncu kez sahiplerini bulan “Geleceğin Bilim Lideri Ödülü”, sadece bir plaket töreni değil; İstanbul’dan Şili’ye uzanan, atıkları sağlığa dönüştüren muazzam bir bilimsel köprüdür.

On yıllık bir vizyonun küresel meyvesi

Bilim, doğası gereği evrenseldir ancak onu destekleyen mekanizmalar genellikle sınırlar içine hapsolur. Sabri Ülker Vakfı, on yıl önce başlattığı bu yolculukta, bilimin bu evrensel dilini referans alarak rotasını dünyaya kırdı. Vakfın onuncu yılında ödülün rotası, Güney Amerika’nın en uç noktalarından biri olan Şili’ye, Şili Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne kadar uzandı. Bu yılın kazananı, "Döngüsel Beslenme" adını verdiği devrimsel yaklaşımıyla biyokimyager “Maria Elsa Pando San Martin” oldu.

San Martin’in projesini sadece laboratuvar ortamında yapılmış bir deney olarak görmek, meselenin özünü kaçırmak olur. Bu çalışma; gıda sanayisinin atık olarak gördüğü, doğada çürümeye terk edilen patates kabuklarını alıp, onları yaşlı bireylerin hayatını kolaylaştıracak yüksek teknolojili bir medikal ürüne dönüştürüyor. İşte bilimin "sihri" burada yatıyor: Çöpü cevhere, zorluğu çözüme dönüştürmek.

Patates kabuğundan gelen mucize

San Martin’in geliştirdiği proje, özellikle yaşlanan nüfusun en büyük sorunlarından biri olan yutma güçlüğüne (disfaji) odaklanıyor. İleri yaşlardaki bireyler için hap yutmak bazen imkânsız, bazen de tehlikeli bir süreçtir. Şilili bilim insanı, patates kabuklarından elde ettiği nişasta ile ağızda saniyeler içinde eriyen, incecik bir film tabakası geliştirdi.

Bu film, içine yerleştirilen Vitamin B12'yi sadece 60 saniyede doğrudan vücuda zerk ediyor. Ne su içmeye gerek var ne de yutma çabasına... Üstelik bu yöntem, vitaminin biyoyararlanımını, yani vücut tarafından emilim oranını da katbekat artırıyor. San Martin’in "Döngüsel Beslenme" dediği bu model, hem çevre kirliliğini azaltıyor hem de insan sağlığına doğrudan hizmet ediyor. Atık yönetimi ile sağlık hizmetini aynı potada eriten bu zekice dokunuş, ödüle giden yolu da sonuna kadar açmış oldu.

Mirasın taşıyıcısı: "insana fayda" ilkesi

İstanbul’daki ödül töreninde konuşan Murat Ülker, ailenin bilime bakış açısını çok yalın bir cümleyle özetledi: "Bilimsel üretimin önünü açmak bizim için sorumluluk." Kurucu Sabri Ülker’in "çalışmak, dürüstlük ve kalite" sacayağı üzerine kurduğu felsefenin, bugün torunları tarafından küresel bir platforma taşınması, bir kurumsal süreklilik dersi niteliğinde.

Murat Ülker’in konuşmasındaki samimi ton dikkat çekiciydi. Ailenin en küçüğü olarak "yaramazlık ve merak" imkanına sahip olduğunu belirten Ülker, bugün şirketin en kıdemli ismi haline gelmesine rağmen, organizasyonun hala o meraklı ve genç ruhu taşıdığını vurguladı. Bu ruh, bayrağın üçüncü kuşağa devredilmesiyle daha da pekişmiş görünüyor. Meryem Ülker ve Yahya Ülker’in vakıf çatısı altındaki çalışmaları, Sabri Bey’in vizyonunun artık bir dünya markasına dönüştüğünün en somut kanıtı.

Bilimin gerçek değeri nerede ortaya çıkar?

Ödülü bizzat takdim eden Sabri Ülker Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Yahya Ülker, bilimin toplumsal etkisine dair çok kritik bir tespitte bulundu: "Bilimin gerçek değeri insan hayatına dokunduğu yerde ortaya çıkar." İçinde bulunduğumuz çağ, sadece bilgi üretmeyi değil, o bilgiyi sürdürülebilir kılmayı zorunlu kılıyor. İklim krizi, yetersiz beslenme ve yaşlanan nüfus gibi küresel sorunlar, artık fildişi kulelerdeki teorilerle değil, San Martin gibi saha gerçeklerini gören bilim insanlarının pratik çözümleriyle aşılacak. Yahya Ülker’in de belirttiği gibi, bu ödül artık sadece bir teşvik değil; dünyanın dört bir yanındaki beyinleri bir araya getiren, fikirlerin çarpıştığı ve ortak bir geleceğin inşa edildiği bir etkileşim platformu.

Umudu birlikte büyütmek

Ödülün sahibi Dr. Maria Elsa Pando San Martin, törendeki teşekkür konuşmasında projesinin insani boyutuna vurgu yaptı. Bilimsel bilginin, teorik bir veri olmaktan çıkıp insanların günlük hayatındaki bir engeli kaldırmasının, bir bilim insanı için en büyük onur olduğunu dile getirdi. San Martin, Sabri Ülker Vakfı’nın bu ödülü küreselleştirme kararının, farklı coğrafyalardaki gizli kalmış dehaların sesini dünyaya duyurmak için eşsiz bir fırsat olduğunu belirtti.

Gerçekten de San Martin’in kariyerine baktığımızda; nar kabuğu polifenollerinden omega-3 teknolojilerine kadar uzanan geniş bir yelpazede, hep "atığı değere dönüştürme" arzusunu görüyoruz. Uluslararası arenada kazandığı patentler ve yayımladığı makalelerle zaten yetkinliğini kanıtlamış olan San Martin, bu ödülle birlikte küresel bir çözüm ortağı haline geldi.

Gelecek birlikte üretenlerindir

On yıl önce İstanbul’da atılan küçük bir tohum, bugün Şili’den Avrupa’ya, oradan tüm dünyaya polenlerini saçan dev bir çınara dönüşüyor. Sabri Ülker Geleceğin Bilim Lideri Ödülü, bize şunu hatırlatıyor: Geleceği tek bir dahi, tek bir kurum ya da tek bir ülke kurtarmayacak. Gelecek; patates kabuğundaki mucizeyi gören biyokimyagerlerle, o vizyonu destekleyecek kadar geniş gönüllü olan kurumların iş birliğiyle inşa edilecek.

Özetle, Yahya Ülker’in dediği gibi: "Bilim varsa umut vardır." Ve bu yıl o umut, Şili’nin rüzgarlarıyla gelip İstanbul’un kalbinde çiçek açtı. Bilimin ışığı, paylaşıldıkça ve sınırları aştıkça hepimizi aydınlatmaya devam edecek.


© İstiklal