menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Her Şeyi Kaydediyoruz, Hiçbir Şeyi Hatırlamıyoruz

19 0
09.09.2026

Son haftalarda çevremde aynı duyguyu daha sık görüyorum: İnsanlar eskiyi özlüyor.

Eski şarkılar yeniden dinleniyor, eski diziler konuşuluyor, çocukluk fotoğrafları paylaşılıyor. Eski mahalleler, eski bayramlar, eski düğünler anlatılıyor.

Teknolojinin bu kadar ilerlediği, istediğimiz kişiye saniyeler içinde ulaşabildiğimiz, hayatımızın neredeyse her anını kayıt altına alabildiğimiz bir dönemde neden sürekli geçmişe dönüp bakıyoruz?

Belki de sorun tam olarak burada.

Her şeyi kaydediyoruz ama giderek daha az anı biriktiriyoruz.

Eskiden bir düğünü düşünün.

Aile fotoğrafı çekileceği zaman insanlar bir araya gelirdi. Büyükler öne alınır, çocuklar çağrılır, uzakta kalan bir akraba için birkaç dakika beklenirdi. Fotoğrafçı herkesi yerleştirirdi.

O fotoğrafın çekilmesi belki beş dakika sürerdi.

Ama o beş dakikanın ortaya çıkardığı kare, bir ailenin evinde otuz yıl kalırdı.

Yıllar sonra o fotoğrafa bakıldığında yalnızca gelinle damat görülmezdi.

“Bak, anneannen burada ne kadar gençmiş.”

“Bu fotoğraftan birkaç yıl sonra amcan evlenmişti.”

“Şurada duran kişiyi hatırlıyor musun?”

Tek bir fotoğraf, onlarca hikâyenin kapısını açardı.

Bugün ise bir düğünde belki binlerce fotoğraf çekiliyor.

Telefonlar havada, kameralar sürekli kayıtta, hikâyeler paylaşılıyor, videolar yükleniyor.

Fakat garip bir şekilde, bu kadar çok görüntünün içinden ailece yıllarca saklayacağımız o tek kareyi bulmak giderek zorlaşıyor.

Çünkü teknoloji bize görüntüyü........

© İstiklal