Artık Fenerbahçe Siyasetten Uzak
Fenerbahçe, kurulduğu günden bu yana bu ülkenin en büyük, en tutkulu ve en köklü spor kulüplerinden biridir. Bizim için Fenerbahçelilik, sadece hafta sonları izlenen bir doksan dakikadan ibaret değildir; bir duruştur, bir aidiyettir, bir sevdadır. Ancak ne yazık ki son yıllarda, özellikle Ali Koç başkanlığı döneminde, bu büyük camia saha içindeki başarılarından ziyade saha dışındaki tartışmalarla, vizyon ortaklığı adı altında yürütülen siyasi yakınlaşmalarla anılır oldu.Bir kulüp başkanı, camianın ağırlığını taşımak ve her görüşten taraftarı kucaklamak zorundadır. Oysa Ali Koç’un İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ile kurduğu o aşırı yakın, adeta bir "kurtarıcı" figür yaratma çabasını barındıran ilişki, Fenerbahçe’yi siyasi bir kutbun içine fırlattı. Kulüp; CHP tandanslı, eski Türkiye’nin o tepeden bakan, kendinden olmayanı dışlayan, her farklı sesi "gericilik" veya "yobazlık" olarak yaftalayan yasakçı zihniyetine yaklaştırıldı. Bu durum hem tribünlerdeki o muazzam renkliliği zedeledi hem de kulübün asıl odaklanması gereken şeyi, yani sahayı tamamen arka plana itti.Bunun en somut, en can acıtıcı örneğini İsmail Kartal’ın hikayesinde yaşadık. Soruyorum size: Bir teknik direktör daha ne yapabilir? İsmail Kartal, 2023-2024 sezonunda bu takımı adeta dipten aldı, zirveye çıkardı. Dile kolay; tam 99 puan topladı, takıma 99 gol attırdı! Süper Lig tarihinin en iyi başlangıç rekorlarından birini kırdı, Avrupa’da göğsümüzü kabarttı.........
