menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Sadakatini Satan Çoban

7 0
02.02.2026

Afganistan’ın uçsuz bucaksız, tozla kaderin birbirine karıştığı dağ eteklerinde Amerikan ordusuna ait zırhlı bir araç ağır ağır ilerliyordu. Araç bir noktada durdu. Yol kenarında, güneşin kavurduğu bir düzlükte sürüsünü otlatan bir çoban vardı. Çobanın yanında gözleri tetikte, sadakati postuna sinmiş bir köpek…

Araçtan inen Amerikalı general, bir süre uzaktan onları izledi. Çobanın köpeğiyle kurduğu sessiz, kelimesiz bağı… Sonra çobana doğru yürüdü. Araçtan inen subaylar da generali takip ettiler. Köpek, saldırı vaziyetini aldı, çobanın bir hareketi köpeği uysallaştırmaya yetti. General, çobanın önünde durdu. Çantasını açtı, içinden kalın bir tomar dolar çıkardı.

“Bak çoban!”, dedi soğuk bir sesle; “Bu köpeği öldür, şu elimdeki on bin dolar senin olsun.” Çoban generalin teklifi karşısında dondu. Bir yanda bir ömür boyu eline geçmeyecek bir servet, öte yanda geceleri kurtlara, gündüzleri hırsızlara karşı kendisini ve sürüsünü koruyan sadık bir can.O köpek; çobanın yalnızca hayvanı değil, gecesi, güvenliği, varlığının teminatıydı. Paranın yeşili, Afgan toprağının sarısı ile çarpıştı. Bir anlık tereddüt… Sonra çobanın gözleri paraya kilitlendi.........

© İstiklal