İstanbul'un Hafızasını Tutan Kalemler
İstanbul'un Hafızasını Tutan Kalemler
Yıllardır haberin içindeyim. Kimi zaman kameranın vizöründen, kimi zaman reji masasındaki onlarca monitörden, kimi zaman da canlı yayınların görünmeyen mutfağından Türkiye'yi ve İstanbul'u izledim. Haber kameramanlığıyla başlayan meslek yolculuğum; görüntü yönetmenliği, resim seçicilik, reji yönetmenliği ve haber yayın yönetmenliğiyle devam etti. Bugün dönüp baktığımda, yaklaşık yirmi yıllık medya serüvenimde binlerce olayın, yüzlerce canlı yayının ve sayısız insan hikâyesinin tanığı olduğumu görüyorum.
Ancak gazetecilik yalnızca görüntü üretmek değildir. Bazen bir kare fotoğrafın, bazen birkaç satırlık bir haberin, bazen de bir köşe yazısının toplumsal hafızada bıraktığı iz, saatler süren yayınlardan daha kalıcı olabilir. İşte bu nedenle bugün, yıllardır ekranların arkasında sürdürdüğüm gazetecilik yolculuğuna yerel medyada yazılarımla yeni bir sayfa eklemenin heyecanını yaşıyorum.
İlk köşe yazımda İstanbul'u ve İstanbul'un hafızasını yaşatan yerel gazeteciliği anlatmak istedim. Çünkü bu şehir yalnızca binalardan, caddelerden ve meydanlardan oluşmuyor. İstanbul, onu anlatanların, kayda geçirenlerin ve geleceğe taşıyanların şehridir.
Cumhuriyet'in ilanıyla birlikte İstanbul basını, yeni Türkiye'nin dönüşüm hikâyesinin en önemli tanıklarından biri oldu. O yılların gazetelerinde sadece siyasi gelişmeler değil; tramvay hatlarının genişlemesi, vapur seferleri, Beyoğlu'nun kültürel yaşamı, Eminönü'nün ticari hareketliliği ve mahallelerin gündelik yaşamı da yer buluyordu. Bugün açık kütüphanelerde ve arşivlerde karşımıza çıkan sararmış gazete sayfaları,........
