menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Ankara-Avrupa Hattında Yeni Lisan: Pragmatizm

1 0
yesterday

​Avrupa ile ilişkilerimizi yıllarca hep aynı nakarat üzerinden okuduk. Tam üyelik müzakereleri, Kopenhag kriterleri, yapısal reformlar ve nihayetinde hüsranla biten o bitmek bilmeyen bekleme odası hikayesi...

Ancak son dönemde, özellikle 2025’in son çeyreğinden bu yana Ankara ile Kıta Avrupası arasında yepyeni bir diplomatik lisan konuşuluyor. Bu lisanın adı ne tam entegrasyon ne de tamamen kopuş; bu, realizmin ta kendisi olan "pragmatik ve transactional" (çıkar odaklı) bir al-ver dönemi.

​Nitekim AB Komisyonu’nun Kasım 2025 Türkiye Raporu, demokrasi ve yargı bağımsızlığı gibi kronik başlıkları öne sürerek müzakerelerin fiilen askıda olduğunu bir kez daha tescilledi. Buraya kadar şaşırtıcı bir şey yok. Asıl şaşırtıcı olan, aynı Avrupalı teknokratların ve liderlerin aynı raporda Türkiye’yi "devre dışı bırakılamaz bir stratejik ortak" olarak ilan etmesiydi. İdeolojik parmak sallamaların yerini, soğuk jeopolitik gerçeklerin almasının miladı tam olarak burasıdır.

​İşte bu rasyonel zeminin en sıcak ve somut çıktısına daha henüz bir hafta önce, 18 Mayıs 2026’da Berlin’de şahit olduk. Türkiye ve Almanya arasındaki "Stratejik Diyalog Mekanizması", tam 12 yıllık derin bir sessizliğin ardından üçüncü kez toplandı. En son 2014’te, Suriye operasyonları ve Doğu Akdeniz krizlerinin gölgesinde donmaya bırakılan bu masa, Hakan Fidan ve Alman mevkidaşı Johann Wadephul’un eş başkanlığında yeniden kuruldu.

Peki ne oldu da Berlin 12 yıl sonra kapımızı çaldı?

​Cevap, Avrupa’nın tam göbeğinde yükselen varoluşsal korkularda gizli. Yani Rusya’nın Ukrayna’yı işgaliyle........

© İstiklal