AKİT YAZARI İDRİS GÜNAYDIN’IN DEVİRDİĞİ ÇAMLAR – 3
Akit yazarı İdris Günaydın’ın yazısıyla gündeme taşınan yanlışları cevaplamaya devam ediyoruz.
Bu yazımızda onun, Hz. Peygamber’in (s.a.v.) pak, temiz ve örnek hayatının mahrem boyutunu hiçbir hassasiyet göstermeden teşhir etmesi üzerinde duracağız. Ki böyle bir üslup hiçbir Müslümana yakışmaz, Hz. Peygamber’e (s.a.v.) imanın getirdiği ve gerektirdiği hayâ, edep ölçüleriyle de bağdaşmaz.
Kuran, Hz. Peygamber’i (s.a.v.) muhtelif ayetlerde meth ü sena etmekte, müminlerin O’na edep içinde itaat etmelerini emir buyurmaktadır. İki ayeti mealen hatırlayalım:
“Şüphesiz sen büyük bir ahlak üzeresin.” (Kalem: 4)
“Andolsun, Allah’ın Resûlü sizin için; Allah’a ve ahiret gününe kavuşmayı uman, Allah’ı çok zikreden kimseler için güzel bir örnektir.” (Ahzab: 21)
Şimdi ilgili yazıdaki rivayetlerin değerlendirmesine geçelim:
I- Hz. Peygamber’in, Nefsini Haramdan Korumasını, Harama Bakmaktan Sakınmasını ve Böylece Ümmetine Örnek Olmasını Çarpıtan Yaklaşım Tarzı
Hz. Peygamber’in (s.a.v.) ümmetine örnek olacak şekilde kendini namahremden korumasını ve helal dairesinde hareket etmesini örneklendiren bir hâdise, yazıda şu şekilde “yanlış peygamber anlayışı” olarak takdim ediliyor:
“Yolda güzel bir kadın görünce koşarak eve gidip Hz. Aişe (r.a) ile yattığı iddia edilen peygamber inancı.”
Evet, yazarın bahsettiği bu konuyla ilgili hadis literatüründe yer alan rivayetler mevcuttur. Ancak bu rivayetlerde Hz. Aişe’nin (r.anhâ) adı geçmez; genellikle "hanımlarından biri" ifadesi yer alır veya bazı kaynaklarda da Hz. Zeyneb bint Cahş (r.anhâ) validemizin ismi zikredilir.
Konuyla ilgili temel bilgiler şöyledir:
Müslim, Ebû Dâvûd ve Tirmizî gibi muteber hadis kaynaklarında geçen rivayete göre (mesela Müslim, Nikâh 9), Hz. Peygamber (s.a.v.) bir gün dışarıda bir kadın görmüş; ardından eşi Zeyneb bint Cahş’ın yanına giderek ihtiyacını gidermiş ve sonra ashabının yanına çıkmıştır.
Bu hadis, İslam hukukunda ve ahlakında “nefsi koruma” ve “harama bakmaktan sakınma” konusunda pratik bir çözüm önerisi olarak değerlendirilir.
Diğer bir rivayette ise Hz. Peygamber (s.a.v.) “Bir kadın birinizin ilgisini çeker de gönlüne girerse hemen kendi hanımına gitsin ve onunla birlikte olsun. Çünkü böyle davranmak, içerisinde hissettiği şeyleri giderir.” buyurmuştur.
Bu rivayet, peygamberlerin de beşerî hislere sahip olduğunu, ancak bu hisleri meşru dairede (evlilik içerisinde) nasıl yönettiklerini göstermek için bir eğitim metodu olarak anlatılır.
Hadiste odaklanılması gereken nokta, kişinin harama düşme tehlikesi hissettiği anlarda bu arzuyu bastırmak yerine, onu meşru bir şekilde, yani eşiyle gidermesinin tavsiye edilmesi ve böylece iffet duygusunun hem bireysel hem de toplumsal bazda korunmaya çalışılması olmalıdır.
Bu rivayette yanlış nerede? Anormal olan ne var?
Allah’ın helal kıldığı bir şeyi gayrimeşruymuş ya da ahlak dışıymış gibi göstermeye kimsenin hakkı yoktur. Ümmetine ve ashabına her konuda örnek olan Peygamberimiz (s.a.v.), gayet insani olan böyle bir durumla karşılaşmaları halinde nasıl davranmaları gerektiği hususunda da kendi şahsında onlara bir eğitim vermiştir. Ortada hicap edilecek bir şey yoktur.
II- Hz. Peygamber’in Mahrem Hayatını Tenkit Malzemesi Yapmak
Yazıda şu ifadeler de yer alıyor:
“Geceleyin tek tek bütün eşlerini gezip her biriyle ilişkiye girip tek bir gusül abdesti alan peygamber inancı"
"Bir rivayette 30, diğer rivayette 300 erkeğin cinsel gücüne sahip peygamber inancı.”
Burada bahsedilen konu, hadis literatüründe "tek bir gusülle birden fazla eşini ziyaret etme" başlığı altında yer alır ve özellikle fıkhî bir meseleyi (guslün ne zaman vacip olduğunu ve tehir edilip edilemeyeceğini) açıklamak amacıyla nakledilir.
Bu rivayet, Kütüb-i Sitte'nin en güvenilir eserleri de dâhil olmak üzere pek çok kaynakta mevcuttur.
Ebu Davud’da geçen rivayet şöyledir:
“Hz. Peygamber eşlerini ziyaret eder, en sonunda tek bir gusül alırdı. Ebu Rafi (r.a.) bir keresinde, ‘Ey Allah'ın Resulü, her birinden sonra gusül alsanız daha iyi olmaz mı?’ diye sormuş; Allah Resulü ise ‘Bu (tek gusül) daha temiz, daha güzel ve daha pakçadır’ buyurmuştur.”
Hadis kitaplarında böyle bir rivayetin yer alması, cinsel birliktelikten sonra hemen gusül almanın şart olmadığını, bir sonraki namaz vaktine kadar bu durumun ertelenebileceğini veya birden fazla birliktelikten sonra tek bir guslün yeterli olduğunu (ruhsat) göstermek içindir.
Metinlerdeki “güç” vurgusu yapan ve “abartı” olarak gösterilen kısımlar, İbn Hacer’in Fethu’l-Bârî’si gibi hadis şerhlerinde şu şekilde izah edilir:
İslam inancına göre peygamberler melek değildir; yemek yerler, evlenirler ve insani ihtiyaçları vardır. Bu rivayetler, Peygamber’in (s.a.v.) insani yönünü ve fizikî sıhhatini vurgulamak için nakledilmiştir.
Öte yandan klasik Arap literatüründe rakamlar her zaman matematiksel bir kesinlik ifade etmez. Mesela “30” veya “300” gibi rakamlar, genellikle bir şeyin “çok fazla” veya “emsalsiz” olduğunu anlatmak için kullanılan edebî kalıplardır.
Ve çoğu hadis şarihi (şerh yazarı), bu tarz ifadelerin hadisin aslından ziyade, ravinin (örneğin Enes b. Malik'in) kendi gözlemi veya kanaati olduğunu belirtir. Yani Hz. Peygamber’in (s.a.v.) böyle bir sözü yoktur; bu ifadeler çevresindekilerin O’nu nasıl gördükleriyle ilgili sosyolojik bir veridir.
Diyebiliriz ki, Hz. Peygamber’in mahrem hayatıyla ilgili bu hassas konuyu dile dolamak, İslam ahlakının en belirleyici unsuru olan edep ve hayâ açısından son derece çirkin bir davranıştır.
Fakat bir şekilde konusu açıldığı için bu vesileyle şunlar da söylenebilir:
Allah, peygamberlerini güçlü insanlardan seçer. Çünkü vahiy almak ve bunu insanlara tebliğ etmek, ikaz ve irşadla insanları hidayete çağırmak zor, meşakkatli bir iştir. O bakımdan peygamberlerin manen ve maddeden güçlü insanlar olmaları şaşılacak bir durum değildir. Bu cümleden olarak Hz. Peygamber’in mahrem hayatında da güçlü olması gayet tabiidir ve bunda tenkit konusu olacak hiçbir nokta yoktur. Tam tersi bu kemalattır ve Hz. Peygamber erkek ümmetine bu yönüyle de örnek olmuştur.
III- Hadis Kitaplarında Mahrem Konulara Neden Yer Verilir?
“Burada tenkit konusu yapılan şey Peygamberin durumu değil, bu yöndeki özel bilgilerin hadis kitaplarında yer almasıdır” diye bir itirazda bulunulabilir.
Buna da şöyle cevap veririz:
1- Bir önceki yazımızda suçluların cezalandırılmasıyla ilgili hadis sadedinde bu cezalandırma şeklinin Kuran’da da geçtiğini söyleyerek yazara “Yoksa bu ayet de Kuran’dan çıkarılsın mı diyeceksiniz?” diye sormuştuk. Benzer bir durum burada da söz konusudur. Bir insan şaşı bakmakta ısrar ederse, haşa çelişki bulma........
