menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kaybolan Ebeveynlik İrfanı

11 0
23.02.2026

Eskilere sorarlardı: “Bu çocuklar sizin mi?”Onlar, bugünün anne babaları gibi tereddütsüz “Evet, benim” demezlerdi.Seslerini alçaltır, kalplerindeki hakikati ele veren bir cümle kurarlardı: “Nasipse bizim.”Bazen daha da ileri giderlerdi: “Başka sahibi çıkmazsa bize emanetler.”Bu cümle, bir tevazu cümlesi değildi sadece.Bu cümle, bir varlık anlayışıydı.Bir çocukla kurulan ilişkinin mahiyetini belirleyen bir idrakti.Çünkü onlar çocuğu mülk olarak görmüyordu.Emanet olarak görüyordu.

Emanet, insanın istediği gibi şekillendireceği bir şey değildir.Emanet, sahibinin muradına uygun korunacak bir şeydir.Bu yüzden eskiler çocuklarını severken bile ölçü sahibiydi.Sevgileri derindi ama sınırsız değildi.Şefkatleri büyüktü ama kutsallaştırıcı değildi.Çocuklarını hayatlarının merkezine koymuyorlardı.Hayatın içine yerleştiriyorlardı.

Bugün ise modern ebeveyn, çocuğu hayatın içine yerleştirmiyor.Hayatı çocuğun içine yerleştiriyor.Evler çocukların etrafında dönüyor.Kararlar çocuklara göre alınıyor.Hayat çocuklara göre eğilip bükülüyor.Anne baba farkında olmadan çocuğa hizmet eden bir yapıya dönüşüyor.Ve çocuk, farkında olmadan ailenin merkezi haline geliyor.

Merkez, insana ait bir yer değildir.Merkez, yükü ağır bir yerdir.Merkez, insanı büyütmez.Ezer.

Bugün birçok çocuk sevgisizlikten değil, aşırı sevgi ve ilginin merkezi olmaktan yoruluyor.Bir ailenin evladı olmak hafif bir yüktür.Ama bir ailenin anlamı olmak, taşınamayacak kadar ağırdır.

Büyük şair İsmet Özel, çocukluğunu anlatırken annesiyle ilgili şu cümleyi kurar:“Annem benim için dua eder, Cümle Ümmet-i Muhammed’in çocukları ile beraber diye de eklerdi. Ben çocukluk günlerimden itibaren kendimin nereye ait olduğunu annemden öğrendim.”

Bu cümle, modern ebeveynliğin kaybettiği sırrı içinde taşır.Çünkü o anne, çocuğunu kendine ait kılarak değil, daha büyük bir hakikate ait kılarak seviyordu.Çocuğunu merkeze koyarak değil, bir bütünün parçası haline getirerek seviyordu.Çocuğuna şunu öğretiyordu: Sen sadece benim değilsin.Sen, kendinden daha büyük bir anlamın parçasısın.

Aidiyet, çocuğa verilen en büyük hediyedir.Merkez olmak ise çocuğa verilen en büyük zarardır.

Bugün çocuklara sürekli özel oldukları söyleniyor.Sürekli farklı oldukları söyleniyor.Sürekli herkesten önemli oldukları söyleniyor.Ama hiçbir yere ait oldukları söylenmiyor.

İnsan, önemli olduğunu bilerek değil, ait olduğunu bilerek güçlenir.

Eskiler, “Nasipse bizim” derken bir gerçeği teslim ediyordu.Onlar, sahip olmadıklarını biliyordu.Onlar, emanetçi olduklarını biliyordu.Bu yüzden sevgileri boğmuyordu.Bu yüzden sevgileri kör etmiyordu.Bu yüzden sevgileri putlaştırmıyordu.

Bugün ise modern ebeveyn, çocuğunu kaybetme korkusuyla ona daha fazla sarılıyor.Ama insan, sıkarak koruyamaz.Sıktıkça ezer.

Çocuğunu emanet bilen, onu özgür bırakır.Çocuğunu sahiplenen, onu kendine mahkûm eder.

Belki de bu yüzden eskilerin o sade cümlesi, bugünün en büyük hakikatini içinde taşır:“Başka sahibi çıkmazsa bize emanetler.”

Bu cümle, çocuğu küçültmez.Anne babayı yüceltmez.Sadece herkesi doğru yerine koyar.

Ve insan, ancak doğru yerde durduğunda doğrulabilir.


© İstiklal