menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Azerbaycanlı aydınlara

379 0
14.10.2026

AZERBAYCANLI AYDINLARA

Birkaç Kişinin Sözü, Kardeşliğimizi Gölgeleyemez

Kurt bulanık havayı sever, demiş atalarımız.

Değerli Azerbaycanlı aydın kardeşlerim,

Son günlerde Türkiye'de, Azerbaycan hükûmetinin ilkokullarda öğrencilerin kıyafetleriyle ilgili aldığı karar üzerinden çeşitli tartışmalar yaşanıyor. Bu tartışmalarda bazı kişilerin Azerbaycan'ın inanç değerlerini hedef alan sözler söylediğini, Cumhurbaşkanı Sayın İlham Aliyev hakkında da kırıcı ve yakışıksız ifadeler kullandığını görüyoruz.

Bu sözlerin sizleri üzdüğünü ve incittiğini tahmin ediyorum. Ancak öncelikle şunu bilmenizi isterim:

Türkiye'de bazı çevrelerden yükselen bu sesler, Türk milletinin Azerbaycan'a duyduğu sevgi ve saygıyı temsil etmiyor.

Türkiye ile Azerbaycan arasındaki kardeşlik, birkaç kişinin sözüyle kurulmadı ki birkaç kişinin sözüyle bozulsun. Bu kardeşlik; ortak tarihe, dile, kültüre, yaşanmış acılara ve zor günlerde gösterilen fedakârlıklara dayanıyor.

Bu nedenle Türkiye'den yükselen her eleştiriyi Türk milletinin ortak düşüncesi olarak görmemenizi, birkaç kişinin sözleri yüzünden gönlünüzü karartmamanızı istiyorum.

ELEŞTİRİ BAŞKA, HAKARET BAŞKADIR

Azerbaycan hükûmetinin okullardaki kıyafet düzenlemesi hakkında farklı görüşler ileri sürülebilir. Bir karar doğru bulunabilir veya eleştirilebilir. Eğitim, din ve devlet ilişkileri gibi konular, her toplumun kendi şartları içinde değerlendireceği meselelerdir.

Ancak bir devletin kararını eleştirmekle o ülkenin halkının inançlarını aşağılamak aynı şey değildir. Bir uygulamaya karşı çıkmakla bir cumhurbaşkanına hakaret etmek de birbirinden farklıdır.

Fikir ayrılığı, saygısızlığı haklı çıkarmaz. Eleştiri, hakarete dönüşmemelidir.

Aydın olmanın sorumluluğu da burada başlar. Bir konuyu değerlendirirken yalnızca kendi düşüncemizi değil, kullandığımız sözlerin başkalarında nasıl bir etki bırakacağını da düşünmeliyiz.

Türkiye'deki bazı kişilerin Azerbaycan'ın kararını eleştirmek adına kullandıkları kırıcı ifadeler, iki halk arasındaki dostluğa hizmet etmez. Aksine, yıllar içinde kurulmuş güveni zedeleme tehlikesi taşır.

Azerbaycanlı aydın kardeşlerimin bu ayrımı gözeterek hareket edeceklerine inanıyorum.

TÜRK MİLLETİNİN HAFIZASINDAKİ AZERBAYCAN

Azerbaycan, Türkiye için sıradan bir ülke değildir. Bu gerçeği anlamak için geçmişimize bakmak yeterlidir.

Birinci Dünya Savaşı'nın ardından Osmanlı Devleti ağır bir yenilgi yaşamış, Anadolu işgal edilmişti. Türk milleti, bağımsızlığını kazanmak için Millî Mücadele'ye girişmişti. İmkânların kısıtlı, şartların son derece zor olduğu o yıllarda Azerbaycan'dan Türkiye'ye uzanan yardım eli, tarihimizin unutulmaz dayanışma örneklerinden biri oldu.

Azerbaycan halkı, Türkiye'nin bağımsızlık mücadelesine maddi ve manevi destek verdi. Bu yardımların arkasında ortak bir dilin ve kültürün yanı sıra güçlü bir kardeşlik duygusu vardı.

Bakü'deki kadınların, özellikle varlıklı ailelere mensup kadınların, mücevherlerini ve değerli takılarını Türkiye'ye yardım amacıyla bağışladıklarına ilişkin hatıralar, bu fedakârlığın hafızamızdaki örnekleri arasındadır. Dönemin şartlarında yapılan bu yardımlar, insanların kardeşleri için ellerindeki en kıymetli varlıklardan bile vazgeçebildiklerini göstermektedir.

Azerbaycan Sovyet hükûmetinin başındaki Neriman Nerimanov'a atfedilen şu söz, kardeşlik anlayışını çok güzel anlatır:

“Kardeşe borç mu verilir?”

Bu sözün anlamı açıktır: Kardeşine yardım etmek, her zaman bir karşılık beklemek değildir. Bazen insan, elindekini paylaşır; çünkü karşısındakinin yaşadığı sıkıntıyı kendi sıkıntısı sayar.

Türkiye'nin Millî Mücadele yıllarında Azerbaycan'dan gördüğü desteği Türk........

© Internethaber