menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kalmadı Güman

32 0
20.06.2026

Mülk, sevda-yı aşkın kudretiyle nakış nakış işlenen koca bir tecelli sahnesi… Varlığın bağrındaki katreler, mutlak gücün sahibine pervane olmuş sadık âşıklar… İnsan! Ah insan muazzam kâinatın has dert ortağı, lakin bir o kadar da nankör, bir o kadar da hüsran yolcusu.

Âdem’in uydusu kalpte; mahzenleşen kursakta payımıza kalan neler var? Sıra dağlar ardında bî-güman göz yaşları var.  Geriye kalan nâ-tamam özlemler… paye paye umutlar… Kâh dile gelir… Kâh ah u figan eyler:

“Yak sinemi ateşlere, efganıma bakma Ruhumda yanan ateşe, nîrânıma bakma.”

“Yak sinemi ateşlere, efganıma bakma Ruhumda yanan ateşe, nîrânıma bakma.”

Sedat Anar’ın tellerinden yayılan ezgi; fani olanın baki olana duyduğu aşkın, yakıcı yakarışın ta kendisi. Kedere bulanmış ruh, feryadına aldırış edilmeksizin; kudsî aşkın narıyla arınmayı arzular. Kulun göğsünde harlanan alev, maddeden manaya hicretin ilk adımıdır.

Yüce Yaratıcı, Zümer Suresi’nde teslimiyet ihtiyacını kozmik bir hakikatle açıklar. İlahi irade, ölecek varlıkların canını vakti eriştiğinde alır; vakti gelmeyeni ise uykusunda bir tür vefat haliyle baş başa bırakır. Ölüm hükmü verilen ruhlar yüce katında tutulur, geri kalanlar takdir edilmiş mühlet doluncaya dek hayata........

© İnsaniyet