menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Tahayyül Hanesi

20 0
14.08.2026

İnsanın bir evi de tahayyülüdür. Gözle görülmeyen, elle tutulmayan ama varlığı kadar gerçek bir ev: Zihnin kendi elleriyle ördüğü, duvarlarını imgeyle, çatısını anlamla kapladığı bir hanedir bu. Bu haneye tahayyül diyoruz. Ve ne gariptir ki, gerçekliğin duvarları çoğu zaman bu hayal hanesinin içinden yükselir.

Hayal kurmak, boş bir düş değildir. Bilakis düşüncenin ilk kıvılcımıdır. Çünkü düşünmek, tahayyül ile başlar. Kant’ın ifadesiyle, “duyular olmadan düşünce boş, düşünce olmadan duyular kördür.” Bu iki alanın tam ortasında tahayyül vardır. Görülmeyeni görülür kılan, sezilmeyeni sezgisel bir biçimde akla taşıyan bir köprüdür bu.

Tahayyül yalnızca bir resim değildir zihinde. O bir harekettir. Bir şeyin ne olabileceğine dair zihinsel bir adım. O adım bazen bir fikir olur, bazen bir kavram, bazen de bir devrim. Çünkü hiçbir fikir yoktur ki öncesinde tahayyül edilmemiş olsun.

Ama burada bir mesele çıkar: Fikir üretmek, kavram üretmeyi gerektirir. Ve kavram, yalnızca düşünsel bir araç değil; aynı zamanda bir sınırdır. Bir şeyi tanımlamak, onu diğerlerinden ayırmak demektir. Tanım yapan, sınır çizer. Ve sınır, hem özgürlüğün hem sorumluluğun başladığı yerdir.

Bu yüzden, başkalarının kavramlarıyla düşündüğümüzde aslında onların........

© İnsaniyet