menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Müştehir Karakaya ile Şiir Üzerine

12 0
22.04.2026

Tuşba Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğrencisi Özer İntibay’ın sorularına Müştehir Karakaya’nın verdiği cevaplar…

Özer İntibay: Sizce şiir nedir?

Müştehir Karakaya: Şiir özel bir şeydir. Yetenek ister, cevher ister, Allah vergisi, ilham ister. Bizden öncekiler hep; en az kelimeyle çok şey ifade edebilme sanatıdır, demişler. Ancak herkese, her kesime, her şaire ve her okuyana göre değişir şiir. Tam bir tanımı yoktur, aşk gibi. Şiir, şudur ya da budur denilemez….

Ö.İ.: Neden yazılır ya da neden şiir yazıyorsunuz?

M.K.: Nedeni yok, bir yere varmak için yok, kariyer yapmak için yok, para kazanmak için yok…yok da yok… Şiir insana bir statü kazandırmıyor maalesef. Alıcı değil hep kendinden verici. Normallık değil, anormallık çünkü. Şairler içinde deli sayılmazsanız da, toplum nezdinde siz delisiniz, sağlıklı değilsiniz, çünkü şair olmak bir üst kimlik gibi bir şeydir, boş insanların işi diye tanımlanır haksız olarak. Ben bunun için yazıyorum diyen hiç kimseye rast gelmedim. Gerçek şairler diyorum tabi. Yoksa sevgilisi için, ailesi için, iş yeri için, güzelliği için, parası için yazıyorum diyen varsa da onlar da niçin yazdıklarını bilmezler. Bazen gelip geçici duyguları şiir diye tanımlayanlar var, onlar da tükenip giderler zamanın gaddar dişlileri arasında.

Ö.İ.: Şiir yazarken kendinizi nasıl hissediyorsunuz? Örneğin, acılı şiirler yazarken hüzünlenip, biraz daha neşeli şiirler yazarken nasıl oluyorsunuz?

M.K.: Ben çok agresif oluyorum, kafam karışıyor, hüzünlenirim. Konuşma isteğimi kaybederim. Yolda, arabada, dağda, ovada, denizde, kırda, gece uykuda, nerede, nasıl geleceğini bilmem şiir yazma isteğim veya içimdeki patlamaya hazır bomba, volkan. Masa başına geçip dur şunu yazayım, bir şiire başlayayım dediğim hemen hemen hiç olmamıştır, yazamam da zaten. Edebiyatçılar buna, bir annenin doğurması gibi derler… Neşeli şiirlerle acılı şiirler arasında bir fark yoktur benim için. Onun için biz genelde şiir yazarız demeyiz de, şiir söyleriz, deriz…

Ö.İ.: Duygulu ve duyarlı insanların sanat, şiir ve müzikle yakından ilgili olduğu söylentileri hakkındaki düşünceleriniz nelerdir?

M.K.: Doğrudur. Evet, bir vergi işidir, kendisiyle birlikte gelen bir hava, cevher, töz olması gerekir. Duygu birikimi, duyarlı, hisli, hüzünlü, farklı bakan ve farkındalığı fark olarak benimsemek isteyen insanların işidir. Biraz da mürekkep yalamak icap ediyor tabi. Ben hep söylerim. Üç önemli madde üzerine kuruludur şiir ve sanat: Birincisi, töz, cevher, yetenek, ilham dediğimiz şey olması gerekir, bu sanatın ve şiirin birinci etkenidir. İkincisi; aşk olması gerekir. Sürdürme azmi, istek, şefkat, sevgi, sadece karşı cinse duyulan bir tutku değil aşk, benim söylediğim… Çünkü şiir söylemek boş vakitleri değerlendirme aracı hiç değil. Çok şeyin ayırıma varmış olmak… Üçüncüsü; bilgi birikimi yani kültür… Bu üçü birleşince şiir de ortaya çıkar şair de… Özgün, öznel, tekil, kendi şahsına münhasır, derler eskiler. Resim, müzik, şiir, öykü yazarlığı çok yakın akrabadırlar, amca çocukları ya da kuzendirler. İnce, naif, kırılgan, hüzün kokan yontulmuş insanlar sanata ve edebiyata meyilleri olur. Okudukça bu iştah artar ve bambaşka biri oluverir. Ama önce hüznün ve özlemin mayasını idrak etmiş olması gerek.

Ö.İ.: Sizce insan kendi yaşamadığı, tecrübe etmediği bir duygu, olay, durum ile ilgili şiir yazarken duygularını ifade etmede gerçekçi davranabilir mi?

M.K.: İfade edebilir. Tecrübe etse, yaşasa belki daha iyi ifade edebilir ama görmediği, yaşamadığı bir olayı duyguları ve yazma yeteneği sayesinde gerçekçi bir üslupla, gerçeğe çok yakın bir anlatımla hem şiir de hem de nesirde aktarabilir. Sanki kendisi yaşamış gibi söyleyebilir. Bu anlatım ve kültür becerisine bağlı. Başkasının başında geçen olayları, tarihi, mitolojiyi, coğrafyayı konuşturabilir. Bir aşk masalını sanki yaşamış gibi........

© İnsaniyet