Yahudilik ile İlgili Birbirine Karıştırılan Kavramlar
Günümüzün baş belası Siyonizm dolayısı ile İsrail/ABD ile ilgili yazı dizisi yazmak için araştırmalar esnasında gördük ki çoğu zaman birbirinin yerine de kullanılan birbiriyle ilgili ama çok farklı kavramlar var. Konunun doğru anlaşılması adına önce bu kavramların doğru bilinmesi gerektiği düşüncesi ile yine bir hazırlık makalesi hazırlamak zarureti doğdu.
Bu kavramlar; Beni İsrail (İsrail Oğulları) Yahudilik, Musevilik, Semitizm, Siyoznim, Antisiyonizm, Postsiyonizm, Haredizm
Konuya bir Kuran ayetinde geçen önemli ifadelere dikkat çekerek giriş yapmak, kavramsal hafızanın tazelenmesi adına doğru bir ilk adım mesabesinde olur kanaatindeyim: “İbrâhim ne Yahudi ne Hıristiyan idi; bilâkis o, tek Allah’a inanıp boyun eğmiş (Hanif) bir Müslümandı, müşriklerden de değildi. Doğrusu insanların İbrahim’e en yakın olanı, ona tâbi olanlar, şu Peygamber (Hz. Muhammed) ve iman edenlerdir. Allah müminlerin dostudur” (Âl-i İmrân 67-68)
Burada da açıkça ifade edildiği gibi, tevhid inancının bozulmamış ve saf hâline Hz. İbrahim’in dini olan Haniflik denir. Ayetlerde belirtildiği üzere Hz. İbrahim ne Yahudi ne de Hristiyandı. Ona tabi olanlar ise, tıpkı Hz. Muhammed’e iman eden Müslümanlar gibi, yalnızca Allah’a kulluk eden tevhid ehli kimselerdi.
İbrahimî gelenek üzerine kurulan Yahudilik ve Hristiyanlık, zamanla insanlar tarafından tahrif edilmiş ve aslî yapılarından uzaklaştırılmıştır. Bunun üzerine Allah, Hz. İbrahim’in temsil ettiği tevhid inancını yeniden insanlığa bildirmek üzere İslam dinini göndermiştir.
Bu nedenle Yahudilik, Hristiyanlık ve İslam köken itibarıyla İbrahimî dinler olarak kabul edilir. Hz. Yakup dönemine kadar hak dine mensup olanlar genel olarak “Hanif” adıyla anılmıştır.
Beni İsrail ifadesi ilk olarak Tevrat kaynaklarında geçmektedir. Bu ifade, Hz. Yakup’un (İsrail’in) soyundan gelen ve kendi dönemlerinde hak dine mensup olan topluluğu tanımlamak için kullanılmıştır. Daha sonraki dönemlerde ise Beni İsrail’in bir kısmı bu inanç çizgisinden uzaklaşmış ve sapkınlığa düşmüştür. Buna rağmen kutsal metinlerde, onların soy bağına işaret etmek amacıyla yine “Beni İsrail” ifadesi kullanılmaya devam edilmiştir. Dolayısıyla bu kavram, bir yandan etnik ve soy bağına işaret ederken, diğer yandan belirli bir inanç topluluğunu da ifade etmektedir.
Musevilik; Hz. Musa’ya Allah tarafından vahyedilen inanç ve ibadet sistemine verilen addır. Başka bir ifadeyle Musevilik, Hz. Musa’nın tebliğ ettiği dine mensubiyeti ifade eden dinî bir terimdir. Bu yönüyle kavram, etnik bir aidiyetten ziyade Hz. Musa’nın getirdiği vahiy ve dinî sistemle ilişkilidir.
Yahudilik ise tarihî süreç içerisinde Museviliğin yerine kullanılmaya başlanmış daha geniş kapsamlı bir kavramdır. Kelime, Hz. Yakup’un on iki oğlundan biri olan Yahuda’nın adından gelmektedir. Hz. Süleyman’ın vefatından sonra İsrail Krallığı ikiye ayrılmış; güneyde kurulan krallık Yahuda Krallığı olarak anılmıştır. Zamanla bu bölgede yaşayan halk için kullanılan “Yahudi” adı, onların dinî kimliğini de ifade eder hâle gelmiştir.
M.Ö. 6. yüzyılda Babil Kralı Nebukadnezar’ın Yahuda Krallığı’nı yıkması ve halkın önemli bir kısmını sürgüne göndermesiyle Yahudi kimliği daha belirgin bir dinî ve toplumsal karakter kazanmıştır. Sürgün dönemi, Yahudiliğin kurumsallaşma sürecinde önemli bir dönüm noktası olmuş; inanç, gelenek ve toplumsal yapı daha sistemli bir biçimde şekillenmiştir.
Semitizm, hem etnik hem de kültürel bir kavramdır. Geleneksel anlayışa göre Hz. Nuh’un üç oğlundan biri olan Sam’ın soyundan geldiği kabul edilen toplulukları ifade eder. Mezopotamya, Ortadoğu ve Doğu Akdeniz coğrafyasında yaşayan Araplar, İbraniler, Aramiler ve Akadlar bu kapsamda değerlendirilir. Bu halkların konuştukları dillere de “Samî dilleri” adı........
