Bir Akşamüstü Yorulur Kuşlar
soğuk bir pencere camına dayayıp başını herkes kendi kelimeleriyle tutar yasını ismini bilmediğin zehirler sökün edip dolaşırken kılcal damarlarında öğrenirsin siyahla beyazı ayırt etmeyi ve sonra zaman eritiyor her şeyi alıştığını sanıyor insan da tüm gidişlere ve ayrılığa dikişleri bile kaybolmuş yaralarıyla
oysa matem yoktur eskiyen her şeyde bazen asıllar müsveddelerden önce ölür bazı kağıtlar üzeri yazılmadan çürür fotoğraflar habersiz üzülür çekmecelerde akşam eşit dağıtmaz hüzünleri tüm evlere erken yıpranır bazı sedirlerde kanaviçe işlenmiş kırlentler ve güneş erken doğmaz asla bazı pencerelere
bir akşamüstü yorulurken tüm........
