menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Canlar

17 0
02.10.2026

Allah sizi günahtan koruyarak tertemiz kılmak istiyor.

​”Nerelisin?” sorusuna kaçamak cevaplar veriyordu her seferinde; soruyu soranın kimliğine ve hayattaki duruşuna bakarak, onun anlayabileceği bir dil ile nezaketinden ödün vermeden ve saygıda zinhar kusur etmeden. Böyle davranıyor olmasının, başkaları için olmasa da kendisi için makul bir izahı ve ikna edici bir cevabı vardı elbette.

​Yakın arkadaşları ve dostları dahi bu temkinli tavrının nedenini yıllar sonra öğrenebilmişlerdi ancak, Geleneksel Kültür Sanat Festivali kapsamında düzenlenen bir panelde yaptığı kısa ve fakat son derece etkileyici konuşma vesilesiyle. Ne mahalledeki çocukluk arkadaşlarına ne okuldaki sıra ve sınıf arkadaşlarına ne de iş yerindeki çalışma arkadaşlarına açık etmemiş, renk vermemişti; ömründen yitip giden onca yılda, her nedense.

​Bu toprakların adalet heykeli gibiydi âdeta; bir elinde kılıcı, bir elinde terazisi olmasa da gözleri kapalı, kulakları tıkalıydı gayrının diline, dinine ve dahi ten rengine. Sade ve steril bir duruşu vardı hayata ve insanlara karşı. Topluluklarda dinleme makamında kalırdı genellikle; söz kendisine düştüğünde de Yedi Ulu Ozan’ın divanlarından şiirler okurdu ezberden, nemli gözleri, içli ve duygu yüklü sesiyle.

​Ahilik edebi, Ehl-i Beyt nefesi ve Hak-Muhammed-Ali sevgisi ile yoğrulan ata yurduna, canlarla cem olmaya gelmişti aradan geçen onca yıldan sonra, festival tertip komitesinin özel davetlisi olarak. Doğduğu lakin üzerinde büyümediği, havasını yeterince solumadığı bu toprakların insanlarından bir insandı nihayetinde; her ne kadar şimdi uzak diyarlarda nefes alıp veriyor ve başka iklimlerde soluklanıyor olsa da.

​Yıllar yılı perdelenen, üzeri örtülen, ötelenen, halının altına süpürülerek görmezlikten gelinen ve netice itibarıyla kronik bir hâl alan bu asırlık sorunun çözümüne katkı olsun istiyordu, bugün burada, bu festival vesilesiyle söyleyeceği sözlerin. Ne var ki ne İsa’ya yaranabildi panel boyunca sarf ettiği cümlelerle ne de Musa’ya; Muhammed’i küstürmediğinden emindi lakin.

​”Anadolu Aleviliğinin gerçekte ne olduğuna ilişkin tartışmalar, başta Alevi bireyleri ve toplulukları olmak üzere, hemen hemen toplumun her kesiminde varlığını sürdürüyor. Doğrusu hem Alevi birey ve toplulukları hem de konuya ilgi duyan kişiler, kesimler, kurumlar, Anadolu Aleviliğinin gerçekte ne olduğuna dair bir tanım ve tasnif yapmakta hayli zorlanıyorlar. Zira orta yerde üzerinde konuşulan ve tartışılan, birden çok ve birbirinden hayli farklı tanımlar ve pratikler var.” diyerek başlamıştı konuşmasına, Geleneksel Kültür Sanat Festivali kapsamında Anadolu Aleviliğinin sorunlarının masaya yatırıldığı panelde söz sırası kendisine geldiğinde.

​Bu kültürün ve bu inancın mensubu olan bir aile ortamında doğup büyümüş bir insan olarak konunun yabancısı değildi;........

© İnsaniyet