menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Ben Sen O Biz Siz Onlar

36 0
13.03.2026

Çılgınlar gibi midelerine koşuyorlar. Tüketerek tükenecekleri şeylere koşuyorlar. Hiçbir şeyin ‘bir’i yetmez; iki, üç, dört, beş…on dört, yirmi beş, yüz seksen iki… al ki tüketebilesin, tüket ki alabilesin. Yiyecek, içecek, eşya, vakit, ömür… yetmez. Tüket. Çokça rab edin. Emir verebileceğin rabler edin. Senden emir alacak rabler edin. Tüketip atabileceğin rabler. Emir almakta kusur etmeyecek, isimlerini senin vereceğin rabler…

Çoklu yaşa. Çok sesli yaşa. Birkaç tane hatta birkaç bin tane yaşamın olsun. Sakın yeme. Sakın içme. Tüket. Tüket ki tükenebilesin. Anneni, babanı, eşini, kardeşini, çocuğunu, dostunu, dostluğunu, vefanı, sadakatini, cömertliğini, mertliğini… tüket. Sesini, rengini, kimliğini, güzelliğini, anlarını, saatlerini, günlerini, yıllarını… Hepsini tüket. Senden geriye bir şey kalmasın. Tüketerek git, tükenerek gel. Bağır ki sesin tükensin, iffetsiz ol ki güzelliğin tükensin, sabırsız ol ki anların, saatlerin, yılların tükensin. Vakti öldür ki hayat tükensin.

Nereye gidiyorum deme. Nereden geliyorum deme. Nereye ve nereden sorularını sorma ki yollar tükensin.

İçinde bulunduğun yıl tükendi. Gelecek yıldan bir şeyler dile. Dilekte bulun. Onu rab edin. Evrene bir şeyler gönder. Ondan iste. Evrenin ruhuna mesajlar at. İste. Yeter ki iste.

Tüketebileceğin ve tükenebileceğin her şeyi iste ve onları kutsa.

Tüketebileceğin aşklara koş. Tükenebileceğin sevdalardan vazgeçme.

Ben sen o biz siz onlara aldırma. Çokluğu tüket, yokluğu tüket, var’a kement at, varlığı tüket.

Hakka zincir vur, hukuku yok say. Haklıyı tüket, haksızı tüket.

Dön, kendini tüket, insanı tüket.

Ki, tükenmemiş bir şey kalmasın.

İnsan, kendi eliyle ürettiği “hız” ı yakalayabilmenin peşine düşmüş durumda. Bu son derece trajik bir gerçeklikle karşı karşıya olduğumuzu gösterir. Kontrolden çıkmış, insanı ontolojik bağlarından koparan, saygıyı özneden (insandan) alarak nesneye (üretilene) atfeden bir anlayış ve o anlayışın ürettiği bilgi, hakiki manada bilgiyi de hikmeti de öldürür. İnsan, ürettiğine yetişebilmenin derdine düşmüşse, ona miracını unutturan ve onu olduğu yere sabitleyerek kıpırdamasına bile izin vermeyen hazin bir vakıanın pençesinde kıvranıyor demektir. el ALİM’den bağımsızlaştırılan bilgi kafirleşmiştir. Sahibine vefası, sadakati, saygısı olmayan her şeyde görüleceği üzere bilgide de bu durum bütün alametleriyle kendini açığa vurmaktan çekinmez.

Kendisini putlaştırmış olduğu halde, tapınacak başka bir put arama traji-komikliğini elden bırakmayan, mayası şaşkınlık, savrukluk ve gafletle yoğrulmuş sekansların, insana, zaman ve mekân ayarlı tanrılar/tanrıcıklar bulup getirmesi ve onlarla tam bir özdeşim içinde olmasını temin etmesi bu demde şaşılacak bir şey değildir.

Tanrımız ne yer ne içer?

Bizim “TÜKETTİKLERİMİZİ” mi?

Erdal Çakır Erzincan -1960 doğumlu. Erzincanlı. Bursa İlahiyat Fakültesi mezunu. Hece Yayınlarından çıkan Sır Gölgeleri, Sultana Mektuplar, Hû ve Hüznün Efendisine adlı 4 şiir kitabı bulunmaktadır. Aile Bakanlığı'ndan emekli olup Ankara'da ikamet etmektedir.


© İnsaniyet