menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Nizâm-ı Âlemin Aslı Adalettir

273 0
24.07.2026

Adalet kavramı etrafında düşünürken, şairini hatırlayamadığım şu beyit bana kılavuzluk etti:

Adldir asl-ı nizâm-ı âlem Adlsiz saltanat olmaz muhkem

Adldir asl-ı nizâm-ı âlem Adlsiz saltanat olmaz muhkem

Şair, “adalet” diyor, “nizâm-ı âlemin aslıdır.” Nizâm-ı âlem nedir? En basit anlamıyla âlemin dirliği ve düzeni… Âlemde dirlik düzenlik devam etsin diyorsan, adalete sarıl; sarıl ki, “adaletsiz hükümranlık kalıcı olmaz.”   Âlem, dünyadır. Ama hepimizin bir âlemi de vardır; bu âlem, devletten başlayarak bütün kurum ve kuruluşları içine aldığı gibi, doğrudan doğruya ferdi de içine alan geniş bir anlama sahiptir. Diğer bir ifadeyle, insan başlı başına bir âlemdir. Nitekim iki âlem vardır, derler; birincisi, şu içinde yaşadığımız büyük âlem, ötekisi ise, bizzat kendimiz. İçinde yaşadığımız âleme, âlem-i kebîr yani büyük âlem derler. İnsana ise, âlem-i sagîr yani küçük âlem. Şair, bütün bu âlem tasavvurlarının farkında olarak şunu söylüyor: İnsan, yönetim ve uygulamalarıyla dünyanın ahengi, nizamı ve intizamını adaletle sağladığı gibi, kendi iç muvazenesi de adaletle temin eder. Hattı zatında esas olan insan yani küçük âlemdir; o, sahip olduğu akli melekesi ve iradesiyle büyük âleme de müdahil bir imkâna sahiptir. Dolayısıyla adalet, evvelemirde insanın kendi içindeki âhengi, eskilerin tabiriyle muvazeneyi tahkim etmesi, mizacını fıtrata uygun bir şekilde tamir ve tadil etmesidir.   Bu son cümleyi açarak yolumuza devam edersek, öncelikle karşımıza İsmail Hakkı Bursevî’nin de naklettiği şu tasnif çıkar: “Kıvâm-ı dünya dört nesnedir. Bunlar; ilim, adalet, sıhhat ve hikmettir.” Dünyanın dengesini temin eden, onun mayasını oluşturan iksir içerisinde ilim, sıhhat ve hikmetin yanında adaletin de zikredilmesi, geleneksel kültürün âlem tasavvurunun yanında insan telakkisinin de etkisi vardır. Konuyu daha da aşikâr kılmak için şu teşbihi yapabiliriz: Dünya dört köşeli bir odaya benzer. Bu odanın mamur olması, her bir köşenin sağlam olmasıyla alakalıdır. Bu direklerden ilki ilimdir. İlim, zamanın ruhuna uygun bir şekilde “ilgi” donanımını temin edecektir. İlim aydınlıktır; o bakımdan ilim direği sağlam olursa, dünyayı yahut hayatımızı temsil eden odamız aydınlık olacaktır. Aksi takdirde, oda karanlığa mahkûm olur. Karanlık cehalettir; cehalet ise, bu dünya hayatındaki cehennem…   İkinci köşe adalettir. Ama adalet, Bursevî’nin tasnifinde sadece kamusal alanla alakalı hususlara münhasır bir........

© İnsaniyet