menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Olgunluğun Ölçüsü: Tevazu

19 0
19.01.2026

Günlük telaşın içinde kimimiz rızık kaygısı, kimimiz makam-mevki sevdası, kimimiz maddi zenginlik sebebiyle kendimizi unutuyoruz. Bir kalbimiz olduğunu ve ona nazik davranmamız gerektiğinin farkında değiliz. Nezaket kelimesi ne yazık ki sanki başka diyarlara aitmiş gibi hareket ediyoruz. Karşımızdakinin incinip incinmeyeceğini düşünmüyoruz. Sesler bir anda yükselebiliyor, konuşulması gerekenler en sert şekliyle ağızdan çıkıveriyor.

Trafikte kimse kimseye yol vermek istemiyor, tahammülsüzlük had safhada. Okulda aynı sırayı paylaşan gençler birbirine acımasız eleştiriler yapıyorlar ‘şaka’ adı altında. Zayıf olan güçlülere karşı ses çıkaramıyor, arkadaşsız kalma veya dışlanma korkusu sebebiyle. Bir iş hakkında bilgisi olan kişiler, yardım isteyen kişiye yardım etmeyi tercih etmiyor, ‘öğrenince beni geçerse’ düşüncesiyle. Velhasıl iyi, güzel ne varsa insanlığın hafızasından silinmek üzere.

Oysa insan olmanın doğasında alçak gönüllülük, başkalarına yardım etmek ve en önemlisi de kendini tanımak yer alır. Allah’ın yarattığı en şerefli varlık olduğunu bilmek ve yaradılışına uygun yaşamak insan olmanın temel amacıdır. Ruh, ancak güzele yönlenince huzuru bulur. Sevgiyle mutlulukla buluşur.

Buğday ve insanın benzerliğinden yola çıkalım. Buğdayın gelişim süreci ve un haline gelişi ruhun inceliklerini anlatır bizlere. Tohum ilk olarak toprakla buluşur. Buğdayın toprağa tohum olarak gömülmesi ölmeden önce nefsini öldürmeyi simgeler. Kabuğunu kırışı kendi nefsiyle mücadele ederek yeniden diriliş anlamına gelir. Topraktan çıkan başak belli bir boya ulaşır ve tanelerini olgunlaştırır. Ağırlaşan, olgunlaşan başaklar zaman içinde eğilmeye başlar. Yani toy olan ruh, bireyler öğrendikçe tevazu sahibi olur. Başı eğilir. Rüzgârda ise kolay kolay kırılmaz, zarar görmez. İnsan da böyledir. Öğrendikçe sesini kısar. Kendini büyütmez, içindeki Hakk’ı büyütür. Tecrübeleri arttıkça tevazuu da artar. Hatta edebiyatımızda yer alan “dolu başağın başı eğri olurmuş” atasözü de bu durumu bizlere özetler niteliktedir.

İnsanın tecrübesi arttıkça tevazuunun arttığını anlatan en güzel örneklerden biri Hacı Bektaş-ı Veli ve Mevlâna arasında geçer. Zamanın birinde kötü yoldan para kazanan bir adam, bu parayla bir inek alır. Yaptıklarına........

© İnsaniyet