menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Türkistan’da Bilgi ve Hikmet

159 0
previous day

III. Uluslararası Mâverâünnehir’den Anadolu’ya İslâm Âlimleri Sempozyumu Üzerine

İnsanlık tarihinde bazı coğrafyalar, yalnızca üzerinde yaşanılan topraklar değil, aynı zamanda düşüncenin, ilmin ve medeniyetin köklü hafıza merkezleridir. Yetiştirdiği âlimler, ortaya koyduğu eserler ve nesilden nesile aktardığı ilmî geleneklerle Türkistan, İslâm medeniyetinin en önemli düşünce havzalarından biri olmuştur. Buhara’dan Semerkant’a, Mâverâünnehir’den Fârâb’a uzanan bu coğrafya, asırlar boyunca ilmin arandığı, fikirlerin olgunlaştığı ve hikmetin farklı biçimlerde dile geldiği bir merkez niteliği taşımıştır.

Bu tarihî ve ilmî mirası yeniden değerlendirmek amacıyla 16 Ekim 2026 tarihinde Kazakistan’ın Türkistan şehrinde III. Uluslararası Mâverâünnehir’den Anadolu’ya İslâm Âlimleri: Bilgi ve Hikmet Ekseninde Türkistan Sempozyumu düzenlenmiştir. Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi İlahiyat Fakültesi, Hoca Ahmet Yesevi Uluslararası Türk-Kazak Üniversitesi ve Hadis Tarihi Derneğinin koordinasyonuyla gerçekleştirilen bilgi şöleni, farklı ülkelerden araştırmacıları ortak bir ilmî zeminde buluşturmuştur.

Programda toplam 80 tebliğ yer almış; bunların 39’u yüz yüze, 41’i çevrim içi oturumlarda sunulmak üzere planlanmıştır. Türkiye’den 37, diğer ülkelerden 43 araştırmacının katkı sunduğu program, 12 ülkenin katılımıyla uluslararası bir nitelik kazanmıştır. Felsefeden tefsire, hadisten kelâma, fıkıhtan tasavvufa, dil ve hermenötikten ahlâka uzanan konu çeşitliliği, Türkistan’ın farklı düşünce geleneklerinin birbirini beslediği zengin bir medeniyet havzası olduğunu göstermektedir.

Sempozyumun önemi, geçmişte yaşamış büyük şahsiyetleri ve eserlerini yeniden gündeme getirmekle sınırlı değildir. Asıl değer, bu mirası tarihî bağlamı içinde anlamak, farklı ilim dalları arasındaki ilişkileri ortaya koymak ve geçmişin birikiminin günümüz meselelerine nasıl ışık tutabileceğini araştırmaktır.

Fârâbî, İbn Sînâ, Mâtürîdî, Hoca Ahmed Yesevî ve hadis âlimleri, Türkistan’ın ilmî hafızasında önemli izler bırakmıştır. Sempozyumda bu şahsiyetlerin düşünceleriyle birlikte Türkistan’ın İslâm coğrafya yazınındaki yeri, felsefî düşüncenin bölgeden Bağdat’a uzanan seyri, Mâtürîdî’nin tefsir anlayışı, Mâverâünnehir hadis geleneği ve Hanefî fıkıh birikimi ele alınmıştır.

Bir medeniyeti kalıcı kılan yalnızca yetiştirdiği büyük şahsiyetler değildir. Bu şahsiyetleri yetiştiren ilmî çevreler, eserlerini koruyan gelenekler, hoca-talebe ilişkileri ve bilgiyi sonraki nesillere ulaştıran yöntemler de aynı ölçüde önemlidir. Bu bakımdan Türkistan’ın tarihî tecrübesi, coğrafyanın hafızaya, hafızanın düşünceye, düşüncenin ise ahlâk ve medeniyet tasavvuruna dönüştüğü uzun bir yolculuğu temsil etmektedir.

Sempozyumun farklı disiplinleri bir araya getiren yapısı da bu ilmî mirası bütünlüklü biçimde değerlendirmek için önemli bir zemin sunmuştur. Fârâbî ve İbn Sînâ’nın varlık, insan ve toplum anlayışları; tefsir ve hermenötik çalışmalarının anlam ve yorum meseleleri; hadis felsefesinin olup olmayacağı ve imkânı, fıkıh ve kelâmın yöntem tartışmaları, İslâm düşüncesinin farklı boyutlarını görünür kılmıştır. Bununla birlikte disiplinler arasında anlamlı ilişkiler kurabilmek için her bir alanı kendi tarihî ve ilmî bağlamında incelemek, benzerlik ve farklılıkları kaynaklara dayalı olarak ortaya koymak gerekir.

Sempozyumun önemli eksenlerinden biri, Mâverâünnehir’in hadis birikimi ve bu birikimin İslâm ilimlerinin gelişimindeki........

© İnsaniyet