Ütülü Hayaller, Tozlu Gerçekler
Takvimler sıradan bir kış gününü gösteriyordu belki, ama benim içimde mevsimler yer değiştiriyordu. Avustralya’ya gitme kararı aldığım o an, aslında sadece bir bilet almamış, kendime yeni bir “ben” ısmarlamıştım. Cebimde sadece bir bilet değil, parçalanmış hayallerim vardı.vardı. Türkiye’de gökyüzü her gün biraz daha daralıyor, nefes almak için açtığım pencereler birer birer yüzüme kapanıyordu.
Hayat bazen en sert şakasını, biz en şık elbiselerimizi giymeye hazırlanırken yapar. 28 Şubat’ın o gri, boğucu havası Türkiye’nin üzerine çöktüğünde, sadece üniversite kapıları yüzümüze kapanmamıştı; sanki gökyüzü de üzerimize daralmıştı. Geleceğimin bu topraklarda bir daha gün yüzü görmeyeceğine ikna olduğum o gün, kalbimde koca bir kırgınlıkla Avustralya yoluna düşmeye karar verdim. İnsan sadece valizini alıp gitmezmiş; aslında içinde büyüttüğü o “umut” ağacını, daha güneşli bir toprak bulmak için söküp götürürmüş.
Gitmeden önce bir sürü yeni kıyafet almıştım. Gideceğim yer “yeni bir dünya”ydı ya, ben de o dünyaya yepyeni bir “ben” olarak adım atmak istiyordum. O gıcır gıcır gömlekler, ütüsü bozulmamış pantolonlar aslında sadece kumaş parçası değildi; kaybettiğim........
